OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Tesadüf Mucize Yaratmaz

Evrimci Propagandalar Neden Artmıştır?



Son haftalarda, History Channel, National Geographic Channel, Discovery Channel gibi bazı kanallar yoğun bir evrim propagandası başlattılar. Sanki ortak bir karar alınmış gibi evrim teorisini anlatan, Charles Darwin'i öven belgeseller arşivlerden çıkartıldı ve yayına kondu. Bu kanallar tarafından yapılan evrim yanlısı yayınlardan en dikkat çekici olanı History Channel isimli televizyon kanalının, Charles Darwin’in hayatını ve görüşlerini konu alan “Biyografi” adlı bir film. Söz konusu filmde, Charles Darwin’in bilim dışı görüşleri, ispatlanmış bir gerçekmiş gibi, hiçbir kanıt ortaya konmadan savunulmakta, aynı zamanda açıkça dinsizlik ve ateizm propagandası yapılmaktadır. Tarihi ve bilimsel gerçekleri izleyiciye sunma iddiasında olan bir kanalda bilimsel gerçeklere uymayan Darwinist yorumların yer alması bu kuruluşun saygınlığını gölgelemektedir.



Propagandaların Karanlık Sebebi


Peki özellikle son zamanlarda artan bu evrimci propagandaların anlamı nedir? Kanaatimizce, son yıllarda, özellikle de son aylarda evrim teorisinin bilimsel bulgular tarafından aldığı ciddi yaralar bu şekilde sarılmaya çalışılıyor. Konunun takipçilerinin çok iyi bildiği gibi, son yıllarda paleontoloji, moleküler biyoloji ve genetik gibi alanlarda yapılan buluşlar evrim teorisinin iddiaları ile büyük bir çelişki göstermektedir. Aslında evrim teorisinin böyle bir sonla karşılaşmış olması çok doğal. Çünkü teorinin mimarı Charles Darwin, 19. yüzyılda yaşamıştı ve çağımızın bilim dallarının birçoğundan habersizdi. Öyle ki genetik biliminden haberdar olmadığı için, inek yetiştiricilerinin yaptıkları gibi canlı türlerini ıslah ederek, yeni türler elde edebileceğini zannedebiliyordu. Oysa genetik bilimi sayesinde, ıslah çalışmaları ile yeni türler oluşturulamayacağı ortaya çıktı.
Yine Darwin hücre biyolojisinden habersiz olduğu için, hücrenin çok basit bir yapısı olduğunu ve bu nedenle tesadüfen oluşabileceğini varsayabilmişti. Günümüzde ise, mikrobiyologlar artık hücreyi New York şehri veya bir uzay gemisinden daha kompleks ve kusursuz bir organizasyona sahip bir yapı olarak kabul ediyorlar ve tesadüfen oluşmasını imkansız görüyorlar. Tüm bu bilim dallarından habersiz ve teknolojik imkanlardan yoksun olan, ayrıca biyoloji ile sadece amatör anlamda ilgilenen bir kişi olan Darwin'in, bazı canlılar arasında gördüğü benzerliklerden etkilenerek bir teori oluşturması ve bu teorinin bilimsel bulgular ile çökmesi son derece olağan bir durumdur. Bilim tarihi böyle sonradan çürütülmüş iddialarla doludur. (Harun Yahya, Evrim Aldatmacısı)

Ancak olağan olmayan ve tarihte bir başka benzeri de bulunmayan nokta şudur: Darwin'in teorisi bilimsel bulgular tarafından çürütülmüş olmasına rağmen, diğer benzerleri gibi yürürlükten kaldırılmamış, bilim adamı sıfatı taşıyan bazı kişiler tarafından savunulmaya devam edilmiştir ve hala da edilmektedir. İşte asıl üzerinde durulması gereken nokta budur. Bilim çok açık bir şekilde canlıların tesadüfler sonucunda evrimleştiği iddiasını yalanlamasına rağmen, neden evrim teorisi hala savunulmaktadır?



Sözde Hayatın Kökeni!



Bilindiği gibi, evrim teorisi hayatın kökenine sözde bir açıklama getirirken, canlıların bilinçli bir tasarımla yaratılmış oldukları gerçeğini inkar eder. Dolayısıyla teori, ateizmin bilim alanındaki koruyucusu konumundadır. Bilinçli bir yaratılışı ve üstün güç sahibi bir Yaratıcı'nın varlığını inkar edenler, bu nedenle evrim teorisine büyük bir bağlılıkla sahip çıkmaktadırlar. Evrim teorisinin çöküşü, kendi ateist ve materyalist inançlarının çöküşü anlamına geldiği için vargüçleriyle evrim teorisinin propagandasını yapmaktadırlar. Bu propagandalarının en önemli ve vazgeçilmez öğeleri ise History Channel, National Geographic Society, Discovery Channel gibi kuruluşlar, Science, Nature, Scientific American, New Scientist gibi yayınlardır.

Bu propagandanın en temel çıkış noktası ise "Evrim teorisini reddetmek bilimi reddetmektir" sloganı ile belirlenmiştir. Dolayısıyla dünyanın en önde gelen ve en güvenilir bilimsel kuruluşları olma iddiasındaki bu kanal ve yayınlar, evrim teorisini reddeden bilimsel bulguları asla gündeme getirmemektedirler. Adeta gizli bir el tarafından, her koşulda ve her durumda evrim teorisini savunmak, evrim teorisi aleyhine tek bir söz dahi sarf etmemek üzere programlanmış gibidirler.

İnsanlar tarih boyunca hep yeniliklerle karşılaşmışlardır. Bu yeniliklere açık olanlar, dogmatik, tutucu fikirlere bağlanmadan özgürce düşünebilenler, çevrelerinin eleştiri ve saldırılarından çekinmeyenler, tarihe bu yeniliklerin öncüleri, tarihi değiştiren kişiler olarak geçmişlerdir. Dogmatik, tutucu kişiler ise, batıl inançlarının içinde sönüp kalmışlardır. Bu kuruluşların da tarihin yeni bir dönüm noktasında olduğunu görmeleri, evrimci çevrelerdeki itibarlarının zedelenmesinden endişe etmeden, cesur ve öncü bir karakter göstermeleri gerekir.



Materyalist Düşüncenin Çöküşü



Şu anda çok önemli bir dönüm noktasında olduğumuz görmezden gelinemeyecek kadar açık bir gerçektir. Birkaç yüzyıldır dünyaya, bilimden sanata, felsefeden edebiyata kadar her alanda hakim olan materyalist düşünce çökmektedir. Materyalizmin sözde bilimsel dayanağı olan evrim teorisinin çöküşü ise, materyalist düşüncenin hakimiyetinin sona erişini hızlandırmaktadır.

Bugün tüm bilim dünyası "Bilinçli Tasarım" gerçeğinin hızlı
yükselişine şahit olmaktadır. Her canlının, hatta her canlıyı oluşturan trilyonlarca hücreden her birinin tesadüfen oluşamayacak kadar kusursuz bir tasarıma sahip olduğu apaçık ortada olan gerçeklerdir. Bir kağıt üzerine yazılmış tek bir "B" harfinin dahi orada tesadüfen meydana gelemeyeceğini, bu harfi o kağıda yazan bilinçli bir varlık olduğunu kabul eden akıl, canlılardaki "Bilinçli Tasarım"ın varlığını da kabul etmelidir. Bu gerçeği kabul etmek, bilime karşı gelmek değil, bilimin gösterdiği gerçekleri kabul etmektir.



Tesadüf Mucize Yaratmaz


History Channel ve benzeri kanallar zaten her gün canlılardaki kusursuz tasarımın, muhteşem yaratılışın örneklerini ekranlarda anlatmaktadırlar. Tüm bu muhteşem özelliklere sahip canlıların evrimin, yani tesadüflerin mucizesi olduğunu iddia etmek hem bilim hem de akıl dışıdır. Tesadüfler mucizeler yaratamazlar. Bir kamera, bir televizyon veya bir tablo nasıl tesadüfen, kendiliğinden meydana gelemezse, canlılar da tesadüfen meydana gelemezler. Evrim teorisinin bilimle ve akılla çeliştiği açıkça ortadadır.


İnsanlık artık dünyanın düz olduğu ya da evrenin merkezinde yer aldığı gibi dogmalardan kurtulmuştur. Hayatın tasarlanmadan, kendi kendine oluştuğu şeklindeki materyalist ve evrimci dogmadan da kurtulmaktadır. Bu durum karşısında gerçek bilim adamlarına ve bilimsel nitelikteki kuruluşlara düşen görev, materyalist dogmadan vazgeçerek, hayatın ve canlıların kökeni konusunu bilimselliğe yaraşır bir objektiflik ve samimiyetle değerlendirmektir.

Harun Yahya'nın eserlerinde evrim teorisinin çöküşüne geniş olarak yer verilmesinin nedeni, bu teorinin Allah'ın varlığını ve Hak Dini inkar eden felsefelerin temelini oluşturmasıdır.




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.