SSCB'nin Çöküşü 10. Yılında Komünizmin Geleceği
Edirne'nin Gerisinde Bıraktıklartımız...
Komünizm Çin'de Güçleniyor
İsrail'in Mescid-i Aksa Hedefleri 1
İsrail'in Mescid-i Aksa Hedefleri 2
Türkiye için Balkan Stratejisi 1
Türkiye için Balkan Stratejisi 2
Balkan Müslümanların Türkiye Sevgisi
Türkiye'nin Stratejik Ufku
Bağımsızlığın 10. Yılında Orta Asya Müslüman-Türk Cumhuriyetleri
Tarihin Aslına Dönüşü
Miloseviç'in Ardından Sırbistan'ın Balkan Politikası
Unutulan Vatan; Doğu Türkistan


SSCB'NİN ÇÖKÜŞÜ 10. YILINDA KOMÜNİZMİN GELECEĞİ
(AKİT-24 TEMMUZ 2001)

SSCB'nin yıkılısının üzerinden 10 yıl gecti. Ne var ki, günümüzde komünizmin artık bir tehlike olmadığını, yıllar önce çöktüğünü zannedenler büyük bir yanılgı içindedirler. Çünkü komünizm yıkılmamış, diyalektik materyalizmin en önemli ilkesine uygun olarak ''iki adım geri'' atmıştır.

Lenin'in üzerine kitap yazdığı bu '' Bir Adım İleri, İki Adım Geri'' ilkesine göre komünistler hedeflerine ulaşmak için gerektiinde birkaç adım geri atarak sanki hedeflerinden uzaklaşmış gibi görünürler. Komünist Çin'deki okul çocuklarına da bu nedenle üç adım ileri, iki adımın geri esasına dayanan ''diyalektik yürüme yolu'' öğretilir.

Buna en somut örneklerinden biri komünistlerin aile kurumu hakkındaki düşünceleridir. Diyalektik materyalizmin kurucusu Karl Marx'a göre komünizme varmak için öncelikle evlilik kurumu ortadan kaldırılacaktır. Komünist Manifesto'da Marx, ''proreterler arasında aile kurumunun hemen hiç görülmediği ve fuhuşun çok yaygın olduğu'' nu söyler ve bundan şu sonuca varır: ''... burjuva ailesinin ortadan kalkması gerkmektedir.''

Komünistler bu hedeflerine ulaşmak için, diyalektik materyalizmin ilkelerine uyarlar. Aile kurumunu kaldırmak için güçlü bir devlete ihtiyaçları vardır. Ancak güçlü bir devlet için önce aile kurumunun güçlü olması gerekir. Bu nedenle önce geri adım atarak, aileyi güçlendirirler. Bu sayede komünist devlet güçlenir ve bir aşama sonra aile kurumunu tamamen oratadan kaldırır.

Bu örnekten anlaşıldığı gibi, komünistlerin ''komünizm yıkıldı'', ''Rusya'da aile bağları daha da güçlendi'' gibi sloganları insanları aldatmamalıdır. Bu, diyalektik materyalizmin çok bilinen bir taktiğidir. Komünizm, bir bukalemun gibi renk değiştirmiş, uygun zeminin hazırlanmasını beklemektedir. Bu nedenle komünizmin ana felsefesi olan diyalektik materyalizm ve onun sözde bilimsel dayanağı olan Darwinizm ile fikri alanda ciddi bir mücadele şarttır. Aksi takdirde, komünistler ileri atacakları kanlı ve zalim adımlar için pusuda beklemektedirler.

Ellerinde hala Stalin veya Lenin posterleriyle yürüyüşler yapan Rus komünistleri, azımsanmayacak ve küçümsenmeyecek bir potansiyel güce sahiptirler. Bunlar, SSCB'nin 1991!deki çöküşünü, Lenin'in 1904 yılında yazdığı Bir Adım İleri, İki Adım Geri adlı kitabında belirttiği gibi, nihai hedefe giden yol üzerinde geçeici bir geri çekilme olarak görmektedirler. Lenin, söz konusu kitabında şöyle yazmıştır: ''Bir adım ileri, iki adım geri... Bireylerin yaşamında, ulusların tarihinde ve partilerin gelişmesinde böyle şeyler olur. Ama devrimci sosyal-demokrasi ilkelerinin, proleterya örgütünün ve parti disiplininin eninde-sonunda tam zafer kazanacağından kuşku duymak,alçaklığın en canicesi olur.''

PUTİN NE YAPMAK İSTİYOR?

Rusya'nın durumu daha da dikkat çekicidir. Bu ülke, Sovyetler Birliği 1991 yılında yıkıldıktan sonra demokrasiyle değil, gerçekte faşizme geçmiştir. İktidarı sırasında Duma'yı (Rus Parlementosu) topa tutan Yeltsin ve onun ardından iktidar koltuğuna oturan Putin, tam anlamıyla faşist bir karakter ve yönetim tarzına sahiptir.

Siyasi yelpazenin iki zıt ucu gibi gözüken faşizm ile komünizm arasında ise aslımda çok ince bir çizgi vardır. Her iki ideoliji de benzer bir toplum ve ahlak yapısına lider modeline sahiptir. Nitekim her iki ideoloji de siyaset biliminde ''totaliter ideolojiler'' olarak aynı sınıfa dahil edilir. Devletin, toplumu baskıyla, korkuyla ve propagandayla yönettiği, muhalifleri en acımasız yöntemlerle ortadan kaldırdığı bir modeldir totalitarizm.

1991'den sonra Rusya'nın siyasi rejimi ve siyaset kültürü pek fazla değişmemiştir. Komünizmden devlet-mafya işbirliğine dayanan bir tür faşizme geçilmiştir ki, belirttiğimiz gibi bu temelde bir değişiklik sayılmaz. Asıl değişim, ekonomideve sosyal yapıda olmuştur. Pek çok hızlı zengin türemiş, halkın büyük bölümünün yaşam standardı düşmüş, zenginler ile fakirler arasında giderek büyüyen bir uçurum oluşmuştur. 19.yüzyıl İngilteresi'nde yaşanana benzer bir ''vahşi kapitalizm'' yapısı Rusya'ya hakim olmuştur. Devletin merkezi ototritesinin zayıflamasıyla birlikte ortaya çıkan mafya örgütleri ise, bir tür ''feodal yapı'' oluşturmaktadırlar.

İlginç olan her iki yapının da marksizme göre ''devrim öncesi şartları'' meydana getirmesidir. Yani Rusya'nın mevcut yapısı, marksist açıdan, ''komünizm öncesi'' bir yapıdır. Rusya'da hala yüksek bir oy oranına sahip olan, dahası devlet mekanizmasında etkili olan komünistler, mevcut durumu bir şekilde değerlendirmektedirler. Liberal ekonomiye ve demokrasiye olan güveni sarsabilecek muhtemel bir uluslararası kriz, komünistlerin bu teorisini pratiğe çevirebilir ve Rusya kolaylıkla yeniden komünist bir rejime geçebilir.

Aslında bu noktada komünizm sinsi taktiklerinden biri karşımıza çıkmaktadır. Komünistler, kendilerince, tarihi sıralamalarının (kapitalizmden komünizme geçiş) bozulmasından kaynaklanan bir düzenleme yapmaktadırlar. Bu nedenle Rus halkını, mafyanın eline vermişler ve klasik bir kapitalizmin yaşanmasına ortam hazırlamışlardır. Kurdukları bu sistemde halkı yoğun olarak ezdirmekte ve onlara ''başka çözüm yok, tek çözüm komünizm'' dedirtmeye çalışmaktadırlar.

Öte yandan komünizm gizliden gizliye varlığını sürdürmektedir. Mevcut kadroların tümü, eski komünistlerden oluşmaktadır. Ve Marx'in diyalektik materyalizmi ile eğitilmiş bu kişiler, komünizm hayallerinden vazgeçmiş değillerdir. Aksine komünizmin kapitalist safhadan geçmesi gerektiğine inanırlar, ''komünist'' olmanın bir gereğini yerine getirmek için kapitalizmin yaşanmasına seyirci kalmaktadırlar. Gerçek komünist oldukları için, şuan kapitalizmi uygulamakta ve savunmaktadırlar.

Diyalektik materyalist ilkeleri benimsemiş bu insanlar açısından, nihai hedefe ulaşmak için, bir gün komünist, bir gün faşist görünmek son derece kolaydır. Nitekim aslında faşizmde de komünizmde de amaç aynıdır: İnsanlara zulmetmek... Bu iki ideoloji arasında çok ince bir çizgi vardır. Sadece komünizm, zulmünü ''hümanist'' sloganlar altında, gizliden gizliye devam ettirmektedir. Yaptığı zulme ve uyguladığı vahşete, bu yöntemle gerekçe oluşturmaya çalışmaktadır.

Tüm bu gizli perdelerin ardında, şuan komünizm Rusya'da iktidardadır. Rus devleti klasik komünist yapıdadır. Türk Cumhuriyetlerini askeri kontrol altında tutan Rusya değişmemiştir; SSCB fiilen halen yerinde durmaktadır. Koyu komünist kadrolar, halkı, kapitalist bir yaşam içinde iyice ezdirmekte; üstelik bir yandan da dinsizlik ve ahlaksızlık telkinlerini yoğun olarak sürdürmektedir. Böylece Rusya'da, yoğun telkinlerin ve taktiklerin sonucunda ahlaki değerlerinden iyice uzaklaşan, Allah'ın varlığını unutan bir toplumun komünizmi kabul etmemesi için bir sebep kalmayacağı hesaplanmaktadır.