Tarih Nereye Doğru Akıyor?


Aşırı Savunma Giderlerinin Düşündürdükleri
İslam Ülkelerinde Ekonomik Güçlenme Nasıl Sağlanır?
Osmanlı İmparatorluğu'nda Milllet Sistemi
Abdülhamid Han'ın Siyonistler ve Masonlarla Mücadelesi

İhtişamlı Bir Medeniyetin Yeniden İnşası
Günümüzün Çarpık Zihniyeti "Ataların Dinine Bağlılık"
Siyonizm ve Irkçılık
Batıl Uzakdoğu Dinlerinden Kendi Kendine Eziyet Dini:Caynizm

Vicdanın Karşısındaki Olumsuz Güçler Nefs ve Şeytan

www.kavimlerin
helaki.com


Araştırma'dan



0

Mukaddes Emanetler



Hilafetin Osmanlı İmparatorluğu'na geçmesi ile birlikte İstanbul'a getirilen Mukaddes Emanetler, 1517 yılından bu yana Topkapı Sarayı'nda bulunan "Hırka-i Saadet Dairesi"nde büyük bir titizlikle korunuyor.
Topkapı Sarayı'nın "Hırka-i Saadet Dairesi" olarak adlandırılan bölümünde muhafaza edilen "Mukaddes Emanetler", Hz. Muhammed (SAV) ve yakınlarının değerli eşyalarından oluşur. Bu eşyalar "Emanet-i Mubareke" adıyla da anılır. Mukaddes Emanetler, Topkapı Sarayı'nda Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan "Üçüncü Avlu"da bulunan bir odada korunmaktadır. Sedefkar Valisi tarafından yaptırılan "Hırka-i Saadet Dairesi" zarif kakmalı kapısı, dört pencere ve üç gömme dolabıyla Osmanlı sanatının en güzel örneklerinden biridir.
Mukaddes Emanetler'in büyük kısmı, Yavuz Sultan Selim'e iki kişi tarafından teslim edilmiştir. Biri hilafeti Yavuz Sultan Selim'e devreden 3. Mütevekkil, diğeri ise Kahire'ye kadar gelerek Mekke ve Medine'nin anahtarını teslim eden Emir Ebu Numey'dir. 1517 yılından günümüze kadar büyük bir titizlikle korunan Mukaddes Emanetler şu parçalardan oluşmaktadır:

Hırka-i Saadet


Hz. Muhammed'in Ka'b b. Züheyr'e hediye ettiği hırka, Mukaddes Emanetler'in en önemlisi olarak sayılmaktadır. Sırayla Emevilere, ve Abbasilere intikal eden bu hırka, bir müddet Mısır'da muhafaza edilmiş ve Abbasi halifeleri tarafından bazı merasimlerde giyilmiştir. Osmanlı halifelerinden bazıları da çıktıkları seferlerde Hırka-i Saadet'i yanlarında götürmüşlerdir.

Dendan-ı Saadet


Hz. Muhammed'in Uhud Savaşı sırasında kırılan dişlerinin bir parçasıdır. Silindir şeklinde, altın çerçeveli, üzeri zümrüt ve yakut kaplı altın bir kutunun içinde muhafaza edilmektedir.

Sancak-ı Şerif


Hz. Muhammed'in siyah renge yakın yünlü kumaştan sancağıdır. Osmanlılar zamanında seferlere götürülen bu sancak yıpranmış olduğu için yeşil bir kumaş üzerine yerleştirilmiştir.

Sakal-ı Şerifler




Hırka-i Saadet dairesinde birçok Sakal-ı Şerif (Hz. Muhammed'in sakalı) vardır. Bunlar altın çerçeveli camdan kutularda ve mücevher kutularında saklanmaktadır. (www. harunyahya.org)

Kadem-i Saadet


Hz. Muhammed'in dört adet ayak izi. Hırka-i Saadet dairesinde gömme dolapta muhafaza edilmektedir. Abdulmecid tarafından Trablusgarp'tan getirilmiştir.

Mühr-i Saadet


Hz. Muhammed'in mührüdür. İlk halifeler tarafından kullanılmıştır. Hz. Osman tarafından kaybedilen mühür orijinaline uygun olarak yeniden yapılmıştır. Bağdat'ta ele geçirilen mühür İstanbul'a getirilerek halifeye teslim edilmiştir.

Name-i Saadet


Hz. Muhammed'in mektuplarıdır. 1850 yılında bir Fransız tarafından Mısır'da bir manastırın kütüphanesinde İncil'in kapağına yapıştırılmış olarak bulundu. Hz. Muhammed'e ait olduğu anlaşılınca Sultan Abdulmecid'e teslim edildi.

Süyuf-u Mübareke


Hz. Muhammed'in kılıçları. Hırka-i Saadet dairesinde bulunan 20 kılıçtan sadece 2 tanesi Hz. Muhammed'e aittir. Bu kılıçlardan biri Hz. Davud'a, diğerleri ise Peygamberimizin ashabına aittir.

Kabe Anahtarları


Kabe'nin yenilenen kilitleri Mukaddes Emanetler arasındadır. Demirden altın ve gümüş kakmalı kilitler Osmanlı İmparatorluğu döneminde uzun süre Davutpaşa'da korunmuştur.
Kutsal emanetlerin en değerli olanlarından biri Hz. Osman Kuran'ıdır. Hz. Ebubekir döneminde biraraya getirilen Kuran sayfaları Hz. Osman döneminde mushaf halinde eyaletlere gönderilmiştir. Hz. Osman'ın şehit edildiği sırada okunan Kuran, şu anda Topkapı Sarayı'ndaki Mukaddes Emanetler arasındadır.
Ayrıca Hırka-i Saadet dairesinde Peygamberimizin kızı Hz. Fatıma'ya ait olduğu belirtilen bir seccade bulunmaktadır.




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.