OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Şeytanın Dini:Satanizm





Bilim dünyasında Satanist ideolojinin, terörün temeli olduğu konusunda güçlü bir kanaat meydana gelmiştir.
Satanistlerin “sadece işsiz güçsüz takımı” oldukları yanılgısından vazgeçilmesi ve bu ideolojinin büyük bir bela olduğunun iyi anlaşılması gerekmektedir. Şeytanın ilhamıyla hareket eden bir ideolojinin peşinden gidenlerden faydalı, pozitif davranışlar beklemek büyük bir saflık olacaktır.

Satanizm, şiddeti ve vahşeti dini bir ritüel haline getiren sapkın bir ideolojidir. Kendilerine şeytanı ilah edindiklerini söyleyen satanistler, insanlık dışı eylemleri ve kanlı cinayetleri adeta bir ibadet düşüncesiyle yerine getirirler. Satanistlerin vahşet temelli, ürkütücü ritüellere sahip oldukları doğrudur. Ancak pek çok insanın göz ardı ettiği nokta, satanizmin, geçmişi 1800'lere uzanan materyalist, şiddet yanlısı ve ateist bir ideoloji olduğudur. Üstelik bu ideolojinin dünya çapında çok sayıda takipçisi vardır.

Satanizmin temel özelliği, her türlü dini değeri reddetmesi ve şeytanı kendisine ilah edindiğini söyleyerek, cehennemi bir nevi kurtuluş olarak görmesidir. Satanizme göre insan hiçbir şeye karşı sorumlu değildir, tek sorumluluğu nefsinin kendisine emrettiklerini yerine getirmesidir. Bu durumda eğer nefsi insana öfkelenmeyi, kin tutmayı, intikam almayı, yalan söylemeyi, hırsızlık yapmayı, zarar vermeyi, öldürmeyi emrediyorsa bunun yapılmasında bir sakınca yoktur. Satanizmin bunu savunurken öne sürdüğü temel mantık ise, kötülüğün engellenmesinin bir tür samimiyetsizlik olduğu iddiasıdır. Yani bu sapkın inanca göre, nefsi insana karşısındaki kişiyi öldürmesini söylüyorsa ve eğer insan bunu yerine getirmemişse dürüst davranmamış olur.

Tüm insanların takdir ettiği, güzel ahlak özelliği olarak gördüğü sevgi, hoşgörü, sabır, affedicilik gibi erdemlerden ise satanistler nefret ederler. Satanizmin temel öğreti kitabı olarak kabul edilen Satanic Bible'ın (Şeytani İncil) beşinci maddesinde -İncil'de yer alan "bir yanağına tokat atana diğerini çevir" prensibine atıfla


"Şeytan diğer yanağını çevirmek yerine, intikam almayı temsil eder" denilmektedir. Aynı kitabın başka maddesinde, "Düşmanlarınızdan tüm kalbinizle nefret edin, eğer bir adam sizin yanağınıza vurursa, siz de onun öbür yanağına vurun" talimatı yer almaktadır. (Harun Yahya, Deccal'in Ayini Terör)


Bu mantıkla hiçbir kötülüğün engellenemeyeceği açıktır. Böyle bir ortamda büyük kaos ve karmaşa oluşur. İnsanların vicdanlarını kullanmadıkları, dolayısıyla iyiyi kötüden ayırt edip güzel olanda irade göstermedikleri ve muhakemelerini kullanmadan hareket ettikleri bir toplumda düzenden, huzurdan, barıştan, güvenlikten, affedicilikten, hoşgörüden söz etmek mümkün değildir.

Satanizmde kural tanımamak bir erdemdir


Satanizmin ortaya koyduğu toplum yapısı kanunsuz ve kural tanımazdır. Modern satanizmin kurucusu olarak kabul edilen Anton LaVey, Satanic Bible (Şeytan İncili) adlı kitabında satanizmin temel prensiplerini aktarırken, takipçilerine kötülüğü diledikleri gibi yaşamaları ve yaymaları için telkinde bulunmaktadır. Hatta kendisi ile yapılan bir röportajda LaVey, "Kanunların kesin olarak çiğnenmek için yapıldığını hissediyorum... Sokakta birini soymakta hiçbir yanlışlık görmüyorum" demektedir.

Satanizmin kural tanımazlığı elbette bununla sınırlı değildir. Kişi sadece kendisine ve yakın çevresine zarar vermekle kalmaz, düşmanlığı ve öfkesi tüm insanlığa yöneliktir. Bu kural tanımazlık, şiddeti hayatın ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir.

Görüldüğü gibi satanizm son derece sapkın inanışlara sahiptir. Bu inanışlar insanları saldırgan olmaya, cinayet işlemeye ve hatta katliamlar yapmaya yöneltmektedir. Özellikle Amerika'da akademisyenler ulusal terörün temelinin satanizm olduğu tespitinde bulunmuşlardır. Bu akademisyenlerden birisi de Denver Üniversitesi'nden Profesör Carl Roschke'dir. Roschke konunun önemini, "Satanik ideolojinin, ulusal terörün temeli olduğu konusunda ciddi çalışmalar yürütmekteyiz", sözleri ile dile getirmektedir. Verilecek mücadelenin en ö-nemli adımının, satanistlerin "sadece işsiz güçsüz takımı" oldukları yanılgısından vazgeçilmesi olduğunu söyleyen Roschke, satanistlerin işledikleri suçlar incelediğinde bu ideolojinin ne kadar büyük bir bela olduğunun anlaşılacağını aktarmaktadır.

Satanizm yenilgiye uğramış bir ideolojidir


Satanizmin nasıl bir tehlike olduğunu incelerken, satanistler tarafından yapılan bir tespitin göz önünde bulundurulması gerekir. Satanistler kendilerine kaç kişi oldukları sorulduğunda, sayılarının çok kalabalık olduğunu, çünkü kendileri farkında olmasalar bile satanizmi yaşayan çok fazla sayıda insan olduğunu öne sürerler. Aslında bu bir bakıma doğrudur. Çünkü satanistlerin savunduğu görüşler günümüzde bilinçli veya bilinçsiz olarak pek çok kişi tarafından paylaşılmaktadır. İnsanın vicdanının sesini dinlemeyip, güzel ahlaklı bir yaşam sürmemesi, nefsine ve şeytanın emirlerine uyması demektir. Satanistlerin bugüne kadar neden oldukları belalar düşünüldüğünde böyle insanlardan oluşan toplumun varacağı sonun ne kadar acı olacağı açıktır.

Satanizmin temeli olan, insanın bir tür hayvan olduğu iddiası ise tamamen bir safsatadan ibarettir. Tüm evrendeki düzenin ve ihtişamın olduğu gibi insanın da Yaratıcısı, üstün, güçlü ve her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allah'tır. Allah insanları, düşünüp akledebilen, iyiyi kötüden ayırma anlayışına sahip, Allah'a karşı sorumluluğu olan varlıklar olarak yaratmıştır. Her insanın nefsi kendisine kötülüğü emrettiği gibi, vicdanı da kötülükten sakınmayı ve korunmayı emreder. İnsanın sorumluluğu nefsinin değil vicdanının sesini dinlemek ve Allah'ın razı olacağı bir ahlak göstermektir.

Unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek ise, şeytanın insanlara süsleyip çekici gösterdiği yaşamın büyük bir aldanıştan ibaret olduğudur. Allah’ın Kuran'da bu gerçeği bize haber verdiği ayetlerden bazıları şu şekildedir:


“... Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar. Allah, onu lanetlemiştir. O da (şöyle) dedi: "Andolsun, kullarından 'miktarları tespit edilmiş bir grubu' (kendime uşak) edineceğim. Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.” (Nisa Suresi, 117-119)








0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.