OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Deccal'in Ayini:Terör




Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin ortaklaşa kabul ettiği din ahlakı, şiddeti ve vahşeti temel alan Deccal sisteminin tam karşısında yer alır.


Terör, günümüzde en sık kullanılan terimlerden biri olmakla birlikte, toplumun her kesiminin üzerinde hemfikir olduğu tek bir tanıma sahip değildir. Amacı ne olursa olsun, şiddete başvuran ve şiddet eylemleri esnasında masum insanları hedef alan bir grubun makul karşılanması kesinlikle doğru değildir. İnsanlar veya toplumlar kendileri için farklı taleplerde bulunabilir, bu taleplerinde haklı da olabilirler. Ancak bu talepleri gerçekleştirmenin yolu şiddete başvurmak olmamalıdır. Savunma ise ancak silahlı bir güce karşı yapılır. Bu nedenle masum insanları hedef alan her türlü şiddet ve çatışma aslında bir tür terör eylemi olarak kabul edilebilir.

Terörün temel stratejisi insanlar arasında korku yayabilmek, bu yolla etkin güç haline gelebilmektir. Korku, terörün dayanak noktasıdır. Terörist gruplar taleplerini demokratik yollarla elde etmeye çalışmak yerine, çok daha caydırıcı olduğunu düşündükleri şiddet eylemleri ile dile getirirler. Bu kimselere göre, bir terör eylemi ne kadar acımasız ve insafsız olursa, o derece korku verici olacak, diğer bir deyişle hedefine o derece yaklaşacaktır.

Terörün en dehşet verici özelliklerinden birisi de hiçbir ahlaki değere sahip olmaması ve hiçbir kural tanımamasıdır. Teröre başvuran kişide şefkat, merhamet, affedicilik, hoşgörü yoktur. Bu kişiyi yönlendiren, kin, öfke ve intikam duygularıdır. Böyle bir kimse şuursuzca, nereye varacağını düşünmeden sadece öfkesini gidermek ve intikam almak amacındadır. Bu eylemi gerçekleştirirken oluşabilecek tahribat ise kişinin vicdanında bir etki meydana getirmez. Çünkü terörü çözüm olarak gören kişinin vicdanı, dolayısıyla aklı, feraseti ve basireti kapanmıştır.

Oysa Kuran ahlakını yaşayan bir Müslümanda öfkeye yer yoktur. Allah insanlara öfke gibi nefsani özelliklere uydukları takdirde yeryüzünde bozgunculuk ve kargaşa çıkacağını bildirmiştir. Bu nedenle de her zaman için hoşgörüden, barıştan, dostluktan, uzlaşmadan yana tavır koymalarını emretmiştir. Bu ahlaka uyulduğu takdirde şiddete dayalı Deccal sistemi temelinden çökecek, terörün ve anarşinin zemini ortadan kalkacak ve yeryüzüne hakim olan kargaşa ortamı son bulacaktır. Allah bir ayetinde insanlara bu ahlakı şöyle öğütlemektedir:


"Sen af yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir." (Araf Suresi, 199)


Din adına terörist eylemlerde bulunanlar



Din ahlakı her türlü terör eylemini şiddetle yasaklarken, birtakım terör grupları din adına ortaya çıktıklarını iddia etmektedirler. Ancak din adına katliam yapanların veya şiddet uygulayanların dünya görüşleri incelendiğinde, gerçekte bunların son derece sapkın inanışlar oldukları görülecektir. Bu insanlar gerçek dini bilmeyen, din ahlakını yaşamamış ve anlamamış kişilerdir. Çünkü Allah'ın varlığına inanıp, Allah'tan korkup sakınan ve Allah'ın indirdiği kitaba uyan bir kimsenin masum ve savunmasız insanlara zarar verecek herhangi bir davranış içine girmesi mümkün değildir. Bu nedenle İslam adına şiddet ve terör eylemleri gerçekleştirenleri dini gruplar olarak adlandırmak doğru değildir.

Din adına teröre başvuranların çoğu ise, İlahi dinlere değil, birtakım putperest inançlara veya yeni türemiş mistik öğretilere bağlı fanatik gruplardır. Başta Amerika ve Japonya'da olmak üzere bu gruplar hem kendi mensuplarına hem de diğer insanlara yönelik korkunç şiddet eylemleri gerçekleştirmektedirler. Bunlar arasında, bir çiftlikte kendilerini yakarak öldüren veya yataklarında toplu olarak intihar edenler olduğu gibi, Japon metrosuna attıkları sarin gazı ile masum insanlara zarar veren gruplar da bulunmaktadır. Yaptıkları terör eylemleri ile dikkat çeken diğer gruplar ise, Ku Klux Klan ve neo-Naziler gibi aşırı ırkçı örgütlenmelerdir. Özellikle son yirmi yıl içerisinde ırkçı ve faşist düşüncenin gençler arasında gözle görülür şekilde artması, şiddet olaylarının da çoğalmasına neden olmuştur. Bundan birkaç yıl önce Almanya'da soydaşlarımıza karşı yapılan eylemler, diğer bazı Avrupa ülkelerinde Asya ve Afrika kökenli kişilere karşı gerçekleştirilen tacizler ve saldırılar bu grupların uyguladıkları terör olayları arasında sayılabilir.

Din ahlakının yaşandığı toplumda şiddet oluşmaz


Unutulmamalıdır ki, her türlü sapkın oluşumun temelinde insanların din ahlakından uzaklaşmış olmaları ve gerçek dini bilmeden yetiştirilmiş olmaları yer almaktadır. Çünkü Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin ortaklaşa kabul ettiği din ahlakı, şiddeti ve vahşeti temel alan Deccal sisteminin tam karşısında yer alır. Dinin kökeninde sevgi, şefkat ve merhamet vardır. Allah insanlara, birbirlerine karşı adil, hoşgörülü, anlayışlı, merhametli ve saygılı olmalarını emretmiştir. Üstelik insanlar bu güzel ahlakı, karşılarındaki kişinin dinine, diline, ırkına, cinsiyetine bakmadan herkese karşı uygulamakla yükümlüdürler. Bu nedenle din ahlakının yaygın olarak yaşandığı bir toplumda şiddetin yaşanması imkansızdır. Din ahlakı insanlara huzur, barış ve güvenlik getirecek tek sistemdir. Allah, bir ayetinde şöyle buyurur:

"Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır." (Bakara Suresi, 208)






0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.