OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Şeytana Tapanların Sahte İlahı BOPHOMET

Şeytana Tapanların Sahte İlahı BOPHOMET



" Baphomet, tapınak şövalyeleri ve onları izleyen bütün gizli örgütlerin tapındığı tanrıydı ve kara büyüde kötülüklerin kaynağı ve yaratıcısıydı; Sabbath cadılarının satanik keçisiydi ve Aleister Crowley tarafından koyulan bir isimdi." ( Peter Underwood tarafından yazılan "Büyü ve Doğaüstü" sözlüğü)


1307 yılında Fransa kralı Philip'in emriyle tapınak şövalyeleri tutuklanmış ve sorguya çekilmişlerdi. Bu sorgu sırasında tarikat üyelerinin şeytan Baphomet isimli büyük bir putun önünde tapındıkları ve birtakım ritüeller yaptıkları ortaya çıkmıştı. (Harun Yahya, Yeni Masonik Düzen)
İfadeler ilginçti: Tapınakçıların çoğu, İsa'ya inanmayıp, gerçek peygamber olarak görmediklerini kabul ettiler. Anlattıklarına göre, örgüte giriş töreni kapıları kilitli ve gizli bir odada yapılıyordu. Sorgulanan Tapınakçılardan birisi, Guischard de Marzici, Hugh de Marhaud adlı bir Tapınakçı'nın tarikata alınış töreniyle ilgili ilginç şeyler anlatmıştı. Buna göre, Marhaud, küçük odaya alınmıştı, öyle ki kimse içeride ne olduğunu duyamıyor ve göremiyordu. Bir süre sonra Marhaud odadan çıkarılmıştı; rengi sapsarıydı... Tapınakçıların sorgusu sırasında hemen hepsinin kabul ettiği ve kesinleşen bir şey var: Tapınakçıların tapındığı bir tür put. Çoğu Tapınakçı bu figürü gördüğünü söylemiştir. Bazıları bu figürün uzun bir sakal ve parlak gözlere sahip korkutucu bir insan başı olduğunu itiraf etmiş, bazıları da bir kurukafa olduğunu bildirmiştir... Bazı Tapınakçılar ise gizemli bir kedi figüründen söz etmiştir. Ortak görüş, bu figürün şeytanı temsil ettiği yönündedir. (Lewis Spence, The Encyclopedia of the Occult: A Compendium of Information on; The Occult Sciences, Occult Personalities, Psychic Science, Magic, Spiritism and Mysticism, London: Bracken Books, 1988, s. 406 -407.)
Tapınak şövalyelerinin taptıkları Baphomet isimli şeytan, o tarihten bugüne kadar şeytana tapmanın sembolü haline geldi. Baphomet ile ilgili en ayrıntılı bilgi ise günümüze 19. yüzyılın önemli okülist (büyücülük) ve kabbalistlerinden olan Eliphas Levi'den gelmiştir. Levi, Baphomet ile ilgili yaptığı çizim ve tasvirlerde onu genelde iki suratlı, insan vücudunun üstünde bir keçi kafasıyla ve kanatlarla göstermiştir. Baphomet'in vücudunun üst kısmı bir kadına, altı ise bir erkeğe aittir. Figürün çift cinsiyetli olması homoseksüelliği kabul görür hale getirmek için kullanılmıştı.
Eliphas Levi; Baphomet'in Arkasındaki Kabalist
Eliphas Levi 1810 yılında Fransa'da doğdu. Okula gittiği yıllarda rahiplik eğitimi almaya karar verdi. Fakat daha sonraları okülist olabilmek amacıyla rahiplik mesleğini bıraktı. Ortaya attığı ve Kilise tarafından günahkarlıkla suçlandığı konulardan bir tanesi de Katolik Kilisesi'ne karşı doktrinler vaazıydı. Hayatı boyunca gizemli konularla ve Kabala ile ilgilendi. Büyü ve Kabala üzerine birçok kitabı olmasına rağmen, Levi'nin en çok bilinen çalışması Tapınak şövalyelerinin taptığı şeytan Baphomet'tir.
Occult Conspiracy kitabının yazarı Michael Howard'a göre Levi, birçok kitabında kullandığı Baphomet figürünü Saint Bris le Vineux'daki Tapınak binasında gördüğü canavar şeklindeki çeşmeden (Gargoyle) esinlenerek yapmıştır. Michael Howard kitabında Baphomet'i şu şekilde tarif ediyordu;
"Gargoyle sakal ve boynuzlarla birlikte kadın göğüsleri, kanatlar ve yarık ayaklı bir şekildeydi. Keltlerin geyik tanrısını anımsatır şekilde bağdaş kurmuş olarak oturuyordu."
Çok fazla bilinen bir konu olmamasına rağmen, Eliphas Levi, şeytanın sembolü olarak Baphomet'i ters çevrilmiş pentagramın içinde simgeleyen ilk kişiydi. Nesta Webster, Eliphas Levi'nin sadece Tapınakçıların Baphomet'e tapmadıklarını, ama aynı zamanda onları izleyen bütün gizli örgütlerin de öyle yaptığı inancında olduğunu Secret Societies and Subversive Movements isimli eserinde şu şekilde açıklamıştı;
"Kabala'nın bilgisini tanımlayalım... ve Tapınakçılara zulmeden, büyücüleri yakan ve Masonları aforoz eden Kilise'nin büyük zaferi için, yüksek sesle söyleyelim; Okült bilimleri başlatanlar, bu korkunç sembole (Sabatik keçiyi) her zaman taptılar ve tapacaklar... Evet, derin bilgimizle, Tapınağın büyük üstadları Baphomet'e taptılar."
Ayrıca Levi, Baphomet kelimesinin ters çevrilmesiyle elde edilecek Latince kısaltılmış kelimenin büyük anlam içerdiğine inanıyordu: TEM OHP AB. "Templi omnivm hominum pacis abbas" Yani: Bütün İnsanlığın Barışı Tapınağının Babası. Bununla Levi, Tapınakçılara ve tahrif ettikleri Süleyman tapınağını işaret ediyordu.
Levi ve Pentagram Bağlantısı
Pentagram ilk defa M.Ö. 3500'da eski Mezopotamya'da kullanılmıştır. Yahudilere göre pentagram Torah'la bağlantılıdır. Ortaçağ'da düz pentagram yazı sembolize ederken, ters çevrilmiş olanı kışı simgeliyordu. Levi pentagramı iki şekilde sembolize etmişti. Birincisi mikrokozmik adam olan insanı ve dört elementi, ikincisi ise şeytanı simgeliyordu. Levi'den sonra Baphomet, 1966 yılında Anton Szandor La Vey'in öncülüğünde Şeytan Kilisesi'nin resmi sembolü oldu. Aynı sembol günümüz falcılığının en yaygın yöntemi olarak kullanılan Tarot'ta da kullanılmaktadır. Baphomet Tarot'un şeytan figürüdür.
Şeytan bütün insanları saptırmak için mücadele etmektedir. Bu mücadele ilk insan olan Hz Adem'den başlamış insanlığın sonu olan kıyamet gününe kadar devam edecektir. Şeytan, insanları doğru yoldan saptırmak için hileli düzenler kuracak, kendisine tapınılması için doğru yollarının üzerine oturacaktır. Allah bir ayette şeytanın yoluna uyanların hüsrana uğrayacaklarını şöyle haber vermektedir:
"Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır." (Nisa Suresi, 119)





0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.