OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Siyonizmin Filistin Hedefleri


2002 yılının ilk aylarında Ortadoğu bir kez daha İsraillilerin acımasız saldırılarına sahne oluyor. İsrail ordusu, Filistinli sivillerin yerleşim birimlerini acımasızca bombalıyor, çocuklara ateş açıyor, Filistin'i yaşanmaz hale getirmeye çalışıyor. Amaç ise Siyonizmin kutsal hedefi olan Filistin'deki Yahudi hakimiyetini hayata geçirmek.
Siyonistler, 'kutsal bir hedef'lerini gerçekleştirebilmek için yapılacak savaşı da 'kutsal bir savaş' olarak nitelendiriyorlar.

Siyonist eğitim sistemi


İsrail halkının eğitiminde bu kutsal savaş fikri çok önemli bir yer tutar. Hatta İsrail Devleti'nin önde gelen yöneticileri zaman zaman çocukların mutlaka 'Siyonist' eğitimden geçirilmeleri gerektiğini açıkça dile getirirler. Milli Eğitim Bakanı Limor Livnat'ın Aksa İntifadası'nın en şiddetli günlerinden birinde yaptığı, "Okulların İsrail'in güvenliğini sağlayan önemli unsurlardan biri olduğu ve çocukların Siyonist eğitim almaları gerektiği" açıklaması bunun örneklerinden birisidir. Siyonistler tarafından Muharref Tevrat'ın sapkın açıklamaları referans alınarak hazırlanan bu eğitim sisteminde, Eski Ahit kitabının çok özel bir yeri vardır. Bu kitapta, İsrailoğullarının Yeşu önderliğinde Filistin'in yerli halkına yaptığı (veya yaptığı iddia edilen) vahşetler övgüyle anlatılmaktadır.
Roger Garaudy'nin Türkçeye Siyonizm Dosyası adıyla çevrilen eserinde bu anlayış şu şekilde ifade edilir:
"Bugün 'kutsal savaşı' körüklemek amacıyla askeri hahamlar tarafından durmaksızın dile getirilen ve İsrail'de okullarda ders kitabı olarak okunan Yeşu'nun Kitabı (Eski Ahit, Yeşu Bölümü), ele geçirilen ülkelerde halkın kutsal amaçla yok edilmesi ve herkesin 'erkekler gibi kadınların da, çocukların da, ihtiyarların da kılıçtan geçirilmesi' üzerinde ısrarla durmaktadır."
Bu anlayışla yetişen ve yetiştirilen İsrail askerlerinin, ele geçirdikleri yerlerde yaşayan halka davranışları da bu doğrultuda olmaktadır. Bugün henüz 18 aylık bebeklerin yataklarında uyurken İsrail helikopterlerinin attığı bombalar sonrasında can vermeleri, zeytin bahçelerinde çalışan küçük kızların hiçbir gerekçe yokken üstlerine açılan ateş sonunda hayatlarını kaybetmeleri, okuldan dönen çocukların saldırılar sonucu yaralanıp sakat kalmaları Filistin topraklarında alışılmış bir manzara haline gelmiştir. Çok sık rastlanılan bu insanlık dışı manzaraların ardında söz konusu Siyonist eğitim yatmaktadır. Nitekim bu eğitimin ve beyin yıkama metodunun İsrail vatandaşları arasında son derece etkili olduğu yapılan araştırmalar neticesinde de ortaya çıkmaktadır. İsrail'de Tel-Aviv Üniversitesi psikoloji uzmanı G. Tamarin tarafından yapılan bir testte, 4. ve 8. sınıf öğrencilerine, Yeşu Kitabında anlatılan tarihi Eriha katliamı ile ilgili açıklamalar dağıtılmış ve şu soru sorulmuştur: "İsrail ordusu savaş sırasında bir Arap köyünü ele geçirdiğinde, Yeşu'nun Erihalılara yaptığını Arap halka yapmalı mıdır?" Bu soruya verilen "evet" cevabının oranı %66 ve %95 arasında olmuştur.
Siyonist terörün kaynağı
Roger Garaudy, Yeşu Kitabının ve genel olarak Eski Ahit'in Siyonist terörün kaynağı olduğunu şu şekilde vurgular:
"Siyasi Siyonizm, 'vaat' kavramını ve bu vaadin gerçekleşmesi için kullanılan yöntemleri Yeşu'nun kitabından çıkarmıştır. Buna göre Tanrı, Yeşu Peygambere diğer halkları yok etme emri vermiş, Yeşu da bu emri yine Tanrı'nın yardımı ile yerine getirmiştir. Aynı şekilde 'seçilmiş halk' ve Nil'den Fırat'a uzanan 'Büyük İsrail' gibi kavramlar da Yeşu'nun kitabına dayalı olup siyasi Siyonizmin temel ideolojisidir."
İsrail'in Davar isimli gazetesinde yayınlanan bir İsrailli askerin hatıraları da bu konuda önemli bir örnektir. Söz konusu asker 1948'de Dreima adlı Filistin köyünün ele geçirilmesi operasyonuna katılmış ve gördüğü vahşi manzarayı şu sözlerle dile getirmişti:
"... 80-100 kadar erkek, kadın ve çocuk öldürülmüştü. Çocukları kafalarına sopalarla vurarak öldürdüler. Her evden en az bir kişinin canına kıyıldı. Köylerde erkek ve kadınlar yiyecek ve su verilmeksizin evlere kapatıldılar. Sonra da sabotajcılar gelip evleri havaya uçurdu. Bir kumandan bir ere emir vererek havaya uçurmak istediği bir evin içine iki kadın kapatmasını söyledi. Bu arada bir asker öldürmeden önce bir Arap kadının ırzına geçtiğini anlattı. Yeni doğmuş bir çocuğu olan bir Arap kadınına birkaç gün süreyle etraf temizletildikten sonra kadın ve çocuk öldürüldü. 'Harika bir adam' diye nitelendirilen iyi yetiştirilmiş, iyi bir eğitim görmüş kumandanlar aşağılık katiller haline gelmişti... Aksine soykırımı ve yok etme planlarını bilinçli bir şekilde kullanıyorlardı. Onlara göre dünyada ne kadar az Arap kalsa, o kadar iyi idi..."

Siyonizmin masum halk ile savaşı


İsrail Devleti'nin kurulmasından önce Filistin halkını yaşadıkları topraklardan çıkarma görevini Haganah, Irgun ve Stern çeteleri yürütüyordu. İsrailliler 1948 öncesinde bu terör örgütleri ile daha sonra da İsrail ordusu aracılığı ile tarihte eşine zor rastlanır bir terör uyguladılar. Geleceğin İsrail Başbakanlarından Irgun Terör Örgütü lideri Menahem Begin, uyguladıkları terörün stratejisini şu sözlerle tarif ediyordu: "Arapların savaşı ancak evlerinin, kadınlarının ve çocuklarının savunması üzerine kurulu olabilecek." Yani, Siyonistlerin savaşı masum halk ile olacaktı.
Gerçekten de o tarihten beri Müslümanlar evlerini, çocuklarını ve kadınlarını İsrail teröründen koruyabilmek için mücadele vermektedir. Üstelik bu terör, İsrail Devleti'nin sistemli bir devlet politikasıdır. Ortadoğu uzmanı gazeteci Flora Lewis, International Herald Tribune'de yayınlanan makalesinde İsrail tarzı vahşeti şu şekilde tanımlar:
İsrail yetkilileri için öldürmek ve katletmek, yargılamaktan çok daha adil, net ve kesin bir yöntemdir. İsrail eski Savunma Bakanı yardımcılarından Ephraim Sneh İsrail'in bu politikasını gayet açık bir şekilde dile getirmektedir: "Eğer herhangi biri, terörist faaliyette bulunmuş ise veya böyle bir eyleme yeltenmişse, o kişi vurulmalıdır... Bu hem etkili, hem kesin, hem de adil bir yöntemdir."
Hemen belirtmek gerekir ki, İsrail'in mücadelesi Eprahim Sneh'in belirttiği gibi terörist unsurlarla sınırlı kalmamakta, İsrail bir halkı toptan kendisine hedef edinmektedir. (Harun Yahya, Filistin)
Burada yer verdiğimiz detaylar İsrail Devleti'nin yaptığı zulümlerin sadece küçük bir kısmıdır. Ancak bu Müslümanların çok yakından tanıdığı bir uygulamadır. Çünkü Kuran'da verilen Firavun örneği ile Siyonist İsrail yönetiminin masum Filistin halkına yaptıkları arasında çok büyük benzerlikler bulunmaktadır. Firavun da kendi döneminde savunmasız, zayıf bırakılmış kişileri hedef almış, onları vahşice katletmiştir. Üstelik Firavun kavminin önde gelenleri de topraklarına karşı güçlü bir bağlılık göstermiş, Hz. Musa için, "Sizi topraklarınızdan sürüp-çıkarmak istiyor" (Araf Suresi, 110) diye iftirada bulunmuşlardır. Bu benzerliğe dikkat çeken kişilerden birisi de ünlü İsrailli gazeteci-yazar Uri Avnery'dir. Avnery, The Murder of Arafat (Arafat'ın Öldürülmesi) başlıklı yazısında, İsrailoğullarının Mısır'da esir edildiği dönemlerin hiç unutulmamasının Yahudiliğin temel inançlarından biri olduğunu hatırlatmaktadır. Avnery'e göre Firavun'un Mısır'da yaptığı zulmün bir benzerini bugün İsrail, Filistinlilere yapmaktadır:
"Şu an şahit olduğumuz olaylar, Şaron'un adeta bir Firavun bizim de antik Mısır halkı olduğumuzu göstermektedir. Eski Ahitte bize, Allah'ın Yahudilere bu sıkıntıları, başlayacakları uzun yolculuk için daha çok güç toplamaları, dayanıklılıklarının artması için yaşattığı bildirilir. İşte Filistinlilerin de içinde bulunduğu durum tıpkı böyledir."
Müslümana düşen tavır
Kuran'daki ayetlerde ise Firavun'un savunmasız insanları nasıl katlettiği şu şekilde ifade edilir:
"Hani Musa kavmine şöyle demişti: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani O sizi Firavun ailesinden kurtarmıştı, onlar sizi en dayanılmaz işkencelere uğratıyor, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir sınav vardır." Rabbiniz şöyle buyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir." (İbrahim Suresi, 6-7)
Firavun o dönemde bu zulümleri İsrailoğullarına yapmış, İsrailoğulları ise Allah'ın yardımıyla Firavun vahşetinden kurtulmuştur. Çağımızda ise bu kez İsrailoğullarının liderleri Firavun konumundadırlar. Filistinlilere düşen ise, Allah'ın o dönemde İsrailoğullarına verdiği öğüdü tutmaktır: Sabretmek, Allah'a güvenmek ve O'nun yolundan ayrılmamak.


MÜSLÜMANIN YAHUDİLİĞE VE SİYONİZME BAKIŞI


Bu yazıda karşı çıkılan, Yahudi dini veya Yahudi ulusu değil, ırkçı Siyonist ideoloji ve bu ideolojinin savunucularıdır. Çünkü bugün Filistin'de yaşananlar Siyonist ideolojiyi benimsemiş liderlerin, bu ideoloji doğrultusunda yaptıkları uygulamalardan başka bir şey değildir. Okul bahçesinde oynayan çocukların üzerine füze yağdıran, bahçelerinde ürün toplayan kadınları kurşun yağmuruna tutan, işkence, şiddet ve çatışmayı Filistin'de günlük hayatın bir parçası haline getiren güç, Siyonist ideolojidir...
Bununla birlikte günümüzde dünya genelinde pek çok düşünür, siyaset ve tarih bilimci de Siyonist ideolojinin karşısında yer almaktadır. Siyonizme ve İsrail Devleti'nin Siyonist uygulamalarına yönelik eleştirileri ile tanınan bu düşünürler ve yazarlar arasında pek çok Hıristiyan gibi, Yahudi dinine mensup ve İsrail üniversitelerinde görev yapan akademisyenler de bulunmaktadır. Kudüslü bir Hıristiyan aileye mensup olan Edward Said, İsrail'in Filistin halkına karşı uyguladığı şiddeti eleştiren ve bölgeye barışın getirilmesinin ancak İsrail'in Siyonist ideolojiden vazgeçmesi ile mümkün olabileceğini savunan ünlü Ortadoğu uzmanlarındandır. Kendisi de bir Yahudi olan Noam Chomsky ise yazılarının ve kitaplarının büyük çoğunluğunda Siyonizmi ve Siyonizme destek veren ülkelerin politikalarını eleştirmektedir.





0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.