OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler


Günümüzde ise Kevlar kendine sınırsız kullanım alanı bulmuş durumda: Mars’a yolculuk için tasarlanan Pathfinder'daki hava yastığı kirişlerinde, jet uçaklarında bulunan yolcuları koruyucu kalkanlarda, büyük gemiler ve süper tankerleri bağlamak için kullanılan küçük çaplı hafif iplerin yapımında, daha hafif ve daha güçlü tenis raketlerinin yapımında. Kevlar her ne kadar güçlü ve hafif olsa da bazı dezavantajlara da sahip. Örneğin kurşun geçirmez yelek yapımında kullanılan Kevlar, çok sert olduğu için giyen kişinin hareket kabiliyetini kısıtlıyor. Bu nedenle çeviklik ve hız gerektiren işlerde kullanım açısından çok da uygun değil. Aynı zamanda Kevlar suyu emebiliyor ve doğal etkenlere karşı da diğer malzemeler kadar dayanıklı değil. Ayrıca yüksek çekme gücüne karşın Kevların sıkıştırılma gücü oldukça az. Dolayısıyla Kevlarda hala bazı düzeltmelerin yapılması gerekiyor. (Harun Yahya, Biomimetik)
Kevlarla ilgili tüm bu yetersizlikler, çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olmasına karşın, aynı kalınlıktaki çelik telden beş kat daha sağlam olan örümcek ipeğinin kusursuz bir tasarım harikası olduğunu göstermeye yetiyor. Ünlü bilim dergisi National Geographic’in 2001 Ağustos ayında yayınlanan sayısında "Sanatları ile evrimciler için bir bilmece olan örümcekler" başlığı altında bu canlılar incelenmiştir. Ünlü biyolog Bill Eberhard dergiye yapmış olduğu açıklamada örümceklerin bilinçli hareketlerini ve ürettikleri mükemmel ağları şöyle tarif etmiştir:
"Tahmin edilmesi güç bir ortamda, aslında kör ve sınırlı bir sinir sistemine sahip bir canlı tarafından inşa edilmiş karmaşık bir yapı var. Örümceğin yaptıkları insanlara göre oldukça kompleks hesaplamalar: Açılan deliğin büyüklüğü? Ne kadar ipek kaldığı? Hangi bağlantı noktalarının uygun olduğu? Örümcekler aynı şeyi tekrar tekrar yapan küçük robotlar değiller. Kesinlikle aptal değil akıllı canlılar."
Süper güçlü malzeme arayışındaki en heyecan verici gelişmelerden biri örümcek ipeği üretme çalışmaları. Şimdi bilim adamları ipeğin kimyasal yapısının taklit edildiği malzemeler üretmek yerine örümcek ipeğini doğrudan üretmeyi hedefliyorlar. Ancak örümcekler gibi iplikçik üretmek, ineklerden süt elde etmek kadar kolay değil. Çünkü yeterli miktarda ipek toplamak için çok geniş alanlara ihtiyaç var ve bu durum hiç de ekonomik değil. Üstelik örümcekler birbirlerini yeme eğiliminde oldukları için yüksek miktarda ipek toplamak oldukça zor.
Tüm bu nedenlerle Nexia adlı kuruluş, ABD ve Kanada Savunma Bakanlıklarıyla keçileri kullanarak örümcek ağı elde etmek için bir anlaşma yapıyor. Bu gelişmiş gen teknolojisi keçilerin süt bezleri ve örümceklerin salgı bezleri arasındaki benzerlikten dolayı tercih ediliyor. Keçilerde yapılan bazı genetik değişikliklerle keçilerin DNA’ları, süt yerine ipek salgılamalarını sağlayacak özellikte düzenlenmeye çalışılmaktadır.





0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.