OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Semavi Dinler "Dünya Barışı"



Osmanlı'nın her üç İlahi dinin mensuplarını barış ve hoşgörü ortamı içinde yaşatabilmiş olması, günümüz dünyasının sorunlarına önemli ölçüde ışık tutacaktır.

Dünyada ve ülkemizde pek çok sorunun kökeninde, yanlış dünya görüşleri ve ahlak anlayışları yatmaktadır. Siyasi çatışmaların, savaşların, toplum içindeki haksızlıkların, gerçekte insanların ahlak anlayışıyla çok yakından ilgisi vardır. Söz konusu sorunların hangi ahlak anlayışının sonuçları olduğuna baktığımızda ise, materyalist felsefe ile yüzyüze geliriz.
Bu felsefe, insanın bu dünya üzerindeki yaşamının tamamen rastlantıların ürünü olduğunu varsayar. İnsanın hayvanlardan evrimleşmiş bir canlı türü olduğunu ve sadece çatışma yoluyla ilerlediğini ileri sürer. Bu felsefeyi kabul eden bir insanın ise, bencil olması kaçınılmazdır. Materyalizm, insanları sadece maddi değerlere yönelttiği, onları manevi kavramlardan kopardığı için, milli duyguları da yok eder ve dolayısıyla milletlerin bekası için önemli bir tehdittir.
Bilim Araştırma Vakfı , yıllardır materyalist felsefenin ve onun fikri dayanağı olan Darwin'in evrim teorisinin yanlışlığını gerek milletimize, gerekse tüm dünyaya aktarmak için son derece kapsamlı bir kültürel hizmet yürüten bir kuruluştur. BAV bu amaçla yurt çapında ve yurtdışında 500'e yakın konferans düzenlemiş, tüm bu konferanslar büyük bir ilgi ve destekle karşılanmıştır.
Materyalizme yönelik bu fikri mücadelede ortaya çıkan önemli gerçeklerden biri ise, materyalist felsefeye karşı, her üç İlahi dinin inananlarının birlikte ve aynı safta olduklarıdır. Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar, insanı Allah'ın yarattığına ve O'nun gösterdiği doğrulara göre yaşamamız gerektiğine inanmaktadırlar ki, bunlar çok önemli ortak değerlerdir.
Sadece materyalizme karşı değil, dünya üzerindeki ırkçılık, faşizm gibi zararlı ideolojilerin fikren yenilgiye uğratılmasında veya fakirlik, sosyal adaletsizlik gibi meselelerin çözümünde de İlahi dinlerin mensuplarının işbirliği yapmaları son derece gereklidir.

Tarihe Yeniden Yön Verecek Miras; Osmanlı Vizyonu
Osmanlı İmparatorluğu, dünyanın hoşgörüsüzlük ve dini baskıyla dolu olduğu o dönemde, Hıristiyan ve Musevi cemaatlerine gösterdiği büyük toleransla tarihe geçmiştir. İspanya'dan sürülen Musevilerin, Osmanlı Sultanı II. Bayezid tarafından kabul edilmesi ve kendilerine büyük ihtimam gösterilmesi, her zaman akılda tutulması gereken çok önemli bir tarihsel derstir.
Osmanlı tebası içindeki Museviler de, Devlet-i Ali'nin kendilerine gösterdiği toleransı her zaman minnetle anmışlardır. Osmanlı'nın her üç İlahi dinin mensuplarını barış ve hoşgörü ortamı içinde yaşatabilmiş olması, günümüz dünyasının sorunlarına önemli ölçüde ışık tutacaktır. Örneğin 20. yüzyılın başlarından bu yana daimi bir çatışma ve kaos içinde kalmış olan Filistin'de, Osmanlı yönetimi boyunca asırlar boyu süren bir barış ve huzur ortamı kurulmuştu. Osmanlı egemenliğindeki Kudüs'te, Yahudiler sinagoglarında, Hıristiyanlar kiliselerinde, Müslümanlar da camilerinde Allah'a ibadet ediyor, üç din barış içinde birarada bulunuyordu. Bugün Filistin'de akan kanların durması ve bölgede Osmanlı dönemindeki barış ve kardeşlik tablosunun yeniden oluşması, Osmanlı vizyonunun yeniden oluşturulmasıyla mümkün olacaktır.


BAV'ın Dinler Arası İşbirliği Konusundaki Vizyonu
Buraya kadar açıklanan yaklaşım içinde, Bilim Araştırma Vakfı, dinler arası diyalog ve işbirliği konusunda büyük bir kültürel hizmet kampanyası başlatmıştır ve bunu da sürdürmeye kararlıdır.
BAV mensupları, bu konuda üzerlerine düşen her türlü sorumluluğu üstlenmeye, gereken her türlü fedakarlıkta bulunmaya hazırdır. BAV camiasınca birer görev olarak addedilen bazı prensipler şöyle sıralanabilir:
- BAV camiası, her üç İlahi dinin mensuplarının inandığı ortak gerçekler ve değerler doğrultusunda her türlü kültürel işbirliğine hazırdır. Özellikle Allah'ın varlığını, ateist felsefelerin yanlışlığını, din ahlakının güzelliğini anlatan kültürel çalışmalarda, bunları Hıristiyan ve Musevilerin de hizmetine sunmak için gerekli her türlü düzenlemeyi yapmak isteğindedir.
- BAV, ülkemizdeki sadece Müslümanların değil, üç İlahi dinin mensuplarının haklarının önde gelen savunucusudur ve öyle olacaktır. BAV camiası, vatandaşlarımızın güvenlik ve huzur içinde yaşamaları, dinlerini diledikleri gibi uygulamaları ve temsil edebilmeleri için onlara her türlü entellektüel ve sosyal desteği vermeye hazırdır. Geçmişte kalan trajedilerin bir daha asla tekrarlanmaması için toplumsal bilincin geliştirilmesine katkıda bulunmak, hedeflerimiz arasındadır.

Sonuç
Bilim Araştırma Vakfı, her üç İlahi dinin mensuplarının karşılıklı hoşgörü ve anlayışının gelişmesi ve temel değerler üzerinde işbirliği yapılmasının, 21. yüzyılda dünyayı değiştirebilecek çok önemli bir adım olduğu inancındadır. Geçtiğimiz iki yüzyıl, insanlığın materyalist felsefe tarafından aldatılmasının acı meyveleri ile doludur. Dünya Savaşları'nda, soykırımlarda, etnik çatışmalarda, komünist veya faşist totalitarizmlerde, ahlaki dejenerasyon ve çürümede, bu felsefenin izlerini görmek mümkündür. Oysaki bilim ve düşünce alanındaki gelişmeler, materyalizmi ve onun türevlerini çürütmekte, insanlığa bu dünyada tesadüfen bulunmadığını, Yüce Yaratıcımız olan Allah'ın inayetiyle var olduğunu göstermektedir. Bu temel gerçeği kabul eden üç İlahi dinin mensupları arasında bir "Medeniyetler Çatışması" değil, aksine barış ve işbirliği olmalıdır. BAV, bu barış ve işbirliğinin hem ülkemizde hem de dünya çapında tesisi için çalışmaya kararlıdır. Aşağıdaki Kuran ayeti, BAV mensuplarının diğer semavi dinlere bakışının da özünü oluşturmaktadır.
"Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz." (Ankebut Suresi, 46)




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.