OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Resulullah'ın Sünnetini Doğru Anlamak

Allah her topluğa dinin anlaşılması ve uygulanması için mutlaka bir elçi göndermiştir. diğer peygamberlerde olduğu gibi Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de kutlu bir din ve dosdoğru bir yol üzerinde gönderilmiştir. Ve Allah O'nu kıyamete kadar bütün insanlığa peygamber kılmıştır. Elçiye itaat etmek O'na saygı ve sevgi göstermek, O'nun sünnetine uymak inananlar için mutlaka yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur.



Resule İtaat Allah'a İtaattir



Yüce Allah’ın gönderdiği her elçi, Allah’ın emir ve yasaklarının tebliğini yapar, Allah’ın sözlerini iletir. Allah bu kutlu insanlara tabi olmayı emreder. Yüce Allah ayetinde, kendi dinini tebliğ etmesi için gönderdiği peygamberlere itaatin, Kendisi'ne itaat etmek olduğunu şöyle bildirmektedir:

“Kim Resûl’e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik.”
(Nisa Suresi, 80)

Ayrıca Rabbimiz, müminlere, anlaşmazlığa düştükleri konularda kendilerine yol gösterici olarak, Kuran’ı ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetlerini almalarını emretmiştir. Yüce Allah’ın, Kuran-ı Kerim’de bu konu ile ilgili olarak bildirdiği ayet şöyledir:
“Hayır öyle değil. Rabbine andolsun. Aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.“ (Nisa Suresi, 65)

Gerçek sünnet, Kuran’ın hayata geçirilmesidir. Bu yüzden Kuran’ın hayata uygulanmış şekli olan Peygamberimiz (sav)’in sünneti konusunda, mümin erkek ve kadınlar için herhangi bir tevil getirme ve itaatsizlik etme hakkı yoktur. Allah başka bir ayette de şöyle buyurmaktadır:
"Allah ve Resulü, bir işe hükmettiği zaman, mümin bir kadın ve mümin bir erkek için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır."
(Ahzab Suresi, 36)



Resule İtaat Tüm Müminlere Farzdır


Allah Kuran’ın birçok ayetinde Resulullah (sav)’a itaatin tüm müminler üzerinde bir zorunluluk olduğunu bildirir. Bu yüzden Peygamber Efendimizin sünnetleri, Allah’ın koruması altındadır. Diğer bir deyişle sünnet kapsamı içerisine alınan herşey, aslında Allah’ın vahyine dayalıdır.

Bu durumda, eğer bir konuda ihtilaf başgösterirse İslam’ın iki temel kaynağı olan Kuran ve sünnete başvurmak müminler için bir zorunluluktur. Nitekim Allah bir ayette şöyle buyurur: "... Aranızda bir anlaşmazlığa düşerseniz bunu Allah’a ve elçisine döndürün. Şayet Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir." (Nisa Suresi, 59)

Peygamber, vahiy yoluyla Allah’tan aldığı Kuran ayetlerini sadece insanlığa ulaştırır ve kalmaz, aynı zamanda kutlu bir görev olan Kuran’ın açıklanması görevini de yerine getirir.



Peygamber Sevgisinin Önemi


Hüküm ve hikmet sahibi olan Rabbimiz, yeryüzündeki elçisine duyulan sevginin Kendisi'ne duyulan sevgiye de bir ölçü olacağını "De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın"
(Al-i İmran Suresi, 31) ayetiyle bildirmiştir.

Bu yüzden Allah’a itaatin göstergelerinden birisi Resulullah (sav)’in sünnetine uymaktır. Hiçbir mümin Resulullah ((sav)'e itaati terk edemez. Peygamber Efendimiz (sav) sünnete uyanları şu şekilde müjdelemektedirler:

"Kim, sünnetimi ihya ederse, beni ihya etmiş olur. Kim beni ihya ederse cennette benimle beraberdir." (Tirmizi)

Allah’ın Kuran-ı Kerim’de "sen büyük bir ahlak üzerindesin" dediği (Kalem Suresi, 4), Resulullah (sav)’in söz ve davranışları insanlar için en iyi örneği teşkil etmektedir. İnsanlık, Hz. Ayşe’nin "O’nun ahlakı Kuran’dan ibarettir" dediği Resulullah (sav) örnek almadığı takdirde güzel ahlaktan uzak kalacağı gibi, dünya ve ahiret saadetini de elde edemeyecektir. Sünnet-i seniyeyi terk edenler, büyük bir sevabı kazanamayacaklar, hesap gününde Resullullah'ın şefaatinden de mahrum kalacaklardır. (En doğrusunu Allah bilir)



Müminlerin Velisi


Allah'ın "… ancak O, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur." (Ahzab Suresi, 40) ayetiyle bildirdiği gibi insanlar için son peygamber olarak gönderdiği, en son hak kitabını vahyettiği, güzel ahlakı, takvası, Allah'a olan yakınlığı ile insanlara örnek kıldığı Pegamberimiz (sav) müminlerin de velisidir.

Allah, "Gerçek şu ki, Biz senin üzerine 'oldukça ağır' bir söz (vahy) bırakacağız" (Müzzemmil Suresi, 5) ayetiyle son peygamber olan Hz. Muhammed (sav)'e önemli bir sorumluluk vermiştir. Peygamberimiz (sav) ise, Allah'a olan güçlü imanı ile, Allah'ın kendisine verdiği sorumluluğu en güzeliyle yerine getirmiş, insanları Allah'ın yoluna, hidayete davet etmiş ve tüm inananların yol göstericisi ve aydınlatıcısı olmuştur.



Tüm İnsanlığa Rehber


Peygamberimiz (sav)'i görmemiş olmak, O’nun ahlakını yaşamakta gevşeklik gösterilmesine hiçbir zaman gerekçe olamaz. Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden, güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyarak, O'nu örnek almalı ahirette bu mübarek insanla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla göstermeliyiz.

Günümüzde insanlar, özellikle de gençler, birçok insanı kendilerine örnek almakta, onların tavır ve konuşmalarına, üsluplarına, giyim tarzlarına özenmekte, onlar gibi olmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu insanların büyük bir çoğunluğu doğru yolda olmadıkları gibi, tavır ve ahlak güzelliğine de sahip değildirler. Bu nedenle insanları doğru olana, en güzel ahlak ve tavıra özendirmek önemli bir sorumluluktur. Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişi, Hz. Muhammed (sav)'dir. Allah bu gerçeği, bir ayetinde şöyle bildirmektedir: “Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır.”
(Ahzab Suresi, 21)

“Cennete Güzel Ahlak Sahipleri Girecek”


Peygamberimiz (sav)'in "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitabı ve Resulü'nün sünneti” hadis-i şeriflerinde de bildirdiği gibi, Müslümanların en önemli iki yol göstericisi Kuran ve Peygamber Efendimizin sünnetidir. Peygamber Efendimiz hem güzel ahlakı ile insanlara örnek olmuş, hem de insanları güzel ahlaklı olmaya çağırmıştır. "Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz eder" buyuran Peygamberimiz (sav), bir sözlerinde de "Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer" demişlerdir.

Peygamberimiz (sav)'in izinden giden Müslümanların da, hem tüm insanlığa güzel ahlakları ve iyi huyları ile örnek olmaları, hem de sözlü ve yazılı olarak onları güzel ahlaka davet etmeleri gerekir. (Harun Yahya,Hazreti Muhammed)



Ehl-i Sünnet İtikadının Önemi



İslam tarihinde birçok sapkın düşünce ortaya atıldı. Bazı mezhepler, İslam’ın özünden uzaklaşarak çeşitli sapkın itikatlara sahip oldular, sapkın uygulamalara giriştiler.

Günümüzde bu sapkınlıklara bir yenisi daha eklenmiş bulunuyor. Bazı insanlar, Resulullah (sav)’in sünnetini reddediyorlar. "Kuran’ı okuruz, Resulullah’tan (sav) gelen bir açıklamaya muhtaç olmadan onu kendi başımıza anlarız" iddiasında bulunuyorlar. Kuran’ın hayata geçirilmesi ve uygulanması anlamına gelen sünnete yüz çeviriyorlar.

Oysa ortaya çıkan bu "sünnet’i terketmiş İslam" akımı, bizzat Kuran’ın hükümlerini gözardı etmektedir. Çünkü sünnet, Kuran’ın bir açıklamasıdır ve daha da önemlisi, Kuran’da Resule uyulması emredilmiştir. Allah (c.c.), ümmeti yalnızca Kuran'a itaatle yükümlü kılmamış, aynı zamanda Resulullah’a (sav) itaati de farz kılmıştır. Sünnet, Kuran’dan ayrı değildir. Sünnet; son ilahi kitap Kuran’ın Allah (c.c.) elçisi Hz. Muhammed (sav) tarafından ortaya konmuş yorumudur. Bu nedenle, İslam ancak sünnetle birlikte gerçek İslam olur. Kuran, sünnetin de yardımıyla ümmet tarafından tam olarak anlaşılıp uygulanabilir.
Bu dönemde Peygamberimiz (sav)'i desteklemek ise ancak Kuran'a tam tabi olmakla ve Ehl-i Sünnet itikadına, Kuran ahlakını O’nun gösterdiği çabanın bir benzeri ile tüm dünyaya yaymaya çalışmakla, ahlakça ve tavırca gücünün yettiğinin en fazlasıyla O'na benzemek için gayret etmekle olacaktır. Böyle bir tavır gösterildiği takdirde Allah Peygamberimiz (sav)'e nasıl yardım ettiyse, O'na destek olanlara da yardım edecek ve yollarını açarak, onlara başarı verecektir. Rabbimiz, bu vaadini ayetinde şöyle bildirmiştir:

“... Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır.” (Hac Suresi, 40)



Peygamberimiz (sav)’in İslam’daki Yerini Doğru Anlamak


Hz. Muhammed (sav.)'in sünnetine gerekli önemi vermeyenler, bu kutlu peygamberin İslam dinindeki yerini anlayamamışlardır. Elçinin üzerine yüklenen görev, hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmayan bir sorumluluk bilincini gerektirmektedir. Bu yüzden Peygamberimiz (sav) ticaretten sağlığa, sosyal dayanışmadan eğitime kadar sayısız konuda bizi bilgilendirmiştir.

Peygamberimiz (sav)'in sünnetindeki en belirgin özellik, kolay olmasıdır. "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz" (Buhari) hadisi bu gerçeği ifade etmektedir. Hz. Muhammed (sav)'in hanımı Hz. Ayşe ise O'nun ashabına daima kolaylıkla üstesinden gelebileceği amelleri emrettiğini ifade etmiştir. Bu yüzden Peygamber Efendimizin sünneti her insanın uygulayabileceği kolaylıktadır.

İslam dünyasındaki geri kalmışlığın esas sebeplerinden biri Allah’ın (c.c.) kitabından ve Peygamberimiz (sav) sünnetinden ayrılmış olunmasıdır. Müminler aynı peygamberin ümmeti olmanın bilinci ile O'na layık bir ümmet olmaya çalıştıkları zaman İslam coğrafyasındaki bu istikrarsızlığın sona ermesi beklenebilir. Bu yüzden Müslümanların tek çıkış yolu, Allah’ın (c.c.) kitabına ve Peygamberimiz (sav)'in sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılmaktır.




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.