OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Hz. Mehdi'nin Geliş Alametleri


Geçen sayımızda Kuran ayetlerinin işaretleri ve Peygamber Efendimizin (sav) hadisleri ışığında ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi’nin zuhurundan ve Kuran ahlakının yeryüzüne hakim olacağından bahsetmiş, Hz. Mehdi’nin geliş alametlerinden bir bölümünü incelemiştik. Bu sayımızda, Hz. Mehdi’nin ortaya çıkış alametlerini aktarmaya devam edeceğiz. Daha önce de belirttiğimiz gibi, ahir zaman, kıyamet öncesinde dünya üzerinde yaşanacak olan bir dönemdir. Peygamberimiz (sav)'in, ahir zamanda gerçekleşecek olan olaylarla ilgili pek çok haberi bize ulaşmıştır.

Hz. Muhammed (sav) kendi yaşadığı dönemden 1400 yıl sonrasında meydana gelecek olayları, detaylı olarak haber vermiştir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bildirilen çok sayıda ahir zaman alametinden bazıları şu şekildedir:



Kuyruklu Yıldızın Doğması


“O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir.”
(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.53)

Mehdi'nin çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan, kuyruklu bir yıldız doğacaktır. (Kıyamet Alametleri, sf.200)

O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 32)

Bu hadislerin bir açıklaması şu şekildedir:
1986 yılında yani hicri 1406'da görülen "Halley" kuyruklu yıldızı, hadis-i şerifte belirtildiği gibi hem parlak bir yıldızdır, hem seyir yönü doğudan batıya doğrudur, hem de (geçen sayımızda açıkladığımız 1981 ve 1982 yıllarında meydana gelen) Ay ve Güneş tutulmalarından sonra ortaya çıkmıştır. Bu yıldızın doğuşunun Hz. Mehdi (r.a.)nın diğer çıkış alametleri ile aynı zamanda zuhur etmesi, Halley kuyruklu yıldızının hadiste işaret edilen yıldız olduğuna dair oluşan kanaati iyice kuvvetlendirmektedir. (En doğrusunu Allah bilir)

Şark tarafından bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir. Onun hergünkü irtifi (geçiş yönü) lesriktan mağribedir. (doğudan batıya doğrudur) (Mektubat-i Rabbani, 2/258)

Ayrıca bu kuyruklu yıldızın geçiş devrelerinde çok önemli olaylar meydana gelmiştir. Bunlardan bir kısmı rivayetlerde bildirilmiştir.

Bu yıldız ilk çıktığında;
Hz. Nuh'un (a.s.) kavmi helak olmuştur.
Hz. İbrahim (a.s.) ateşe atılmıştır.
Hz. Musa (a.s.) ile uğraşan Firavun ve kavmi yok edilmiştir.
Hz. Yahya (a.s.) öldürüldüğünde de görülmüştür.

Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnenin şerrinden Allah'a sığınınız.(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 32)

Bu yıldız geçtiğinde meydana gelen diğer önemli olaylar ise şunlardır:
Hz. İsa (a.s.) Efendimiz doğmuştur.
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz'e ilk vahiy gelmeğe başlamıştır.
İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğinde de bu yıldız görülmüştür.



Kabe Baskını ve Kabe’de Kan Akıtılması



Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler. Hep birlikte Beyt-i Şerif’i tavaf edecekler, sonra Mina'ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.

Naim b. Hammad Abdullah b. Amr'dan rivayet etti. O şöyle dedi:
İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın haccederler. Mina'ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 35)

Hz. Mehdi'nin çıkış yılı rivayetlere ve ulemanın izahlarına göre H.1400 yılı başlarındadır.

Yukarıdaki rivayette "O’nun çıkacağı yıl" da denerek, Mehdi'nin çıkış tarihinde meydana gelecek olan Kabe baskınına dikkat çekiliyor olabilir. Gerçekten de Kabe baskını hadisin ihbarına tam uygun bir şekilde hicri 1400 yılının hemen başında (1, Muharrem 1400/ 21 Kasım 1979) meydana gelmiştir. Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olayına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suud askerleri ile saldırgan militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi, bu rivayetin diğer bölümünü de doğrulamıştır. (En doğrusunu Allah bilir)
Dani, Sehr b. Havseb'den rivayet etti. Dedi ki, Resulullah (sav) buyurdu: Ramazan’da bir seda, Şevval’de bir ses, Zilkade’de kabileler arasında savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina'da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyleki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 31)

Ramazan'da bir seda olur. Şevval'de de bir seda olur. Zilkade'de kabileler çarpışır. Zilhicce'de hacılar talana uğrar. Muharrem'de gökten şöyle nida olur. "Dikkat ediniz. Filan kimse Allah'ın halkının hayırlılarındandır. Onu dinleyiniz ve ona uyunuz. (Ramuz El Hadis, 2/518)

Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak. Hacılar soyulacak, kanları akacak. (Kıyamet Alametleri, sf. 166)

Naim b. Hammad ve Hakim, Amr b. Suayb'dan rivayet ettiler.

Zilkade ayında kabileler savaşır, hacılar kaçırılır, melhameler olur. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 34)

"Ikdiddurer" isimli kitaptaki alametlerden:
(3) Şevval'de savaş nidaları, (2) Zilhicce'de harb ve kıtal olur, yine (1) Zilhicce'de hacılar talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beytül Muazzam'ın yanında büyük günahlar işlenir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 37)

(1)...Zilhicce'de hacılar talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül Muazzama'nın yanında büyük günahlar işlenir.

Burada, 1407 yılı Zilhicce ayında (Hac mevsiminde), Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) yanında çıkan olaya dikkat çekilmektedir. Bu olayda caddelerde gösteri yapan Hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok fazla kan akıtılmıştır. Beyt-ül Muazzama'nın yanında, Müslümanların (Suudi Arabistan askerleri ile İranlı hacıların) birbirlerini öldürmeleri ile büyük günahlar işlenmiş, haramlar çiğnenmiştir. (En doğrusunu Allah bilir)

Not: Bir önceki hadiste anlatılan olay 1 Muharrem 1400'de Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) bizzat içerisinde olmuştu: 1407'nin Zilhicce ayındaki olay ise, Beyt-ül Muazzama'nın yanında olmuştur. Her iki olay da rivayetlerin işaretine uygun bir şekilde gerçekleşmiştir.

(2)... Zilhicce'de harb ve kıtal olur.
Bu harb ve kıtallerin, hacıların öldürülmesi ile aynı yerde zikredilmesi, olayların birbirleri ile bağlantılı olabileceğine işaret ediyor olabilir. Burada harbten kasıt İran-Irak savaşı, kıtal'den kasıt da birçok masum insanın sebepsiz yere katledildiği anarşistlerin güney-doğu ve diğer yerlerde yaptığı katliamlar olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)

(3) ... Şevval'de savaş nidaları olur.
Yine aynı zamanlarda Basra Körfezi’ndeki gerginliği, İran-Amerika arasındaki gerginleşme ve savaş durumuna dikkat çekilmiş olabilir. ( En doğrusunu Allah bilir)



İran-Irak Savaşı



Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak. (Kıyamet Alametleri, sf. 166)

Bir tevili şudur ki:
Şevval ayında ayaklanma...
Burada İran'da Şah'a karşı olan ayaklanmaya dikkat çekiliyor. İlk ayaklanma Hadis'in işaret ettiği 5 Şevval 1398 - 8 Eylül 1976'da olmuştur.

Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de ise harp vaki olacak.
Burada İran-Irak arasındaki savaşa dikkat çekiliyor olabilir. Hicri 1400 Zilhicce 1980 Ekim ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.

“Onlarla Mevali maddesi de gelecek... "Mevali maddesi nedir ey Allah'ın Resulü? Onlar sizin azadlılarınızdır. Onlar sizdendir. Yani Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutık'a çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarına duracaklar... Aralarında savaş olacak: her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak; (Kıyamet Alametleri, sf. 179)

Faris yönünden gelecek olan: Burada İran kuvvetlerine dikkat çekiliyor.

Faris : İran - İranlı (Büyük Lugat)
Yazıya inecekler: Ovalık-Irak Ovası
Mutik : Yöredeki bir dağın adı.
Rakabe : Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.

Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kuramayacaktır...
Burada iki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor olabilir. Bu anlaşmazlık sebebiyle, yazıya (yazı: Irak Ovası) inilecek ve savaş başlayacak. (En doğrusunu Allah bilir)

“...Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak..”
1980 yılında başlayan İran-Irak savaşı, hadislerde belirtildiği gibi iki tarafa da zafer getirmeden sonuçlanmıştır.



Ondan Önce Şam ve Melikleri Öldürülecektir...


(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 49)
Bu hadiste Mehdi'nin gelişinden önce Şam ve Mısır yöneticilerinin öldürüleceklerine dikkat çekilmektedir.

Mısır'ın yakın tarihi incelendiğinde hadiste de belirtildiği gibi bir "meliğin" öldürüldüğü görülmektedir: 1970 yılında Mısır'ın başına geçen ve 11 yıl iktidarda kalan Enver Sedat.

Enver Sedat 1981 yılında bir resmi geçit sırasında muhalifleri tarafından düzenlenen bir suikast sonucunda hayatını yitirmiştir. Mısır tarihinde öldürülen yöneticilerden diğerleri de, 1910 yılında suikaste uğrayan Başbakan Boutros Ghali, 1945 yılında öldürülen Mısır Başbakanı Ahmed Maher Paşa ve 1948'de yine bir suikast sonucu öldürülen Mısır Başbakanı Mahmoud Nukrashy Paşa'dır.

Şam kelimesi ise, yalnızca Suriye'deki Şam şehri için kullanılmaz. Şam, Arapçada kelime anlamı olarak "sol" anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri ifade eder. Şam bölgesi yöneticilerinden de suikaste uğrayan çok sayıda kişi olmuştur.

Bunlardan bazıları şöyledir:
1920'de öldürülen Suriye'nin eski Cumhurbaşkanı Salah Al-Deen Beetar, 1921'de öldürülen Suriye Başbakanı Droubi Paşa, 1949'da suikaste uğrayan Suriye Başbakanı Muhsin al-Barazi, 1951'de öldürülen Ürdün Kralı Abdullah, 1982'de bombalı suikaste uğrayan Lübnan'da Falanjist Lideri Beşir Cemayel.

Geliş vakti ve alametleri Peygamber Efendimizin hadislerinden de açıkça anlaşılan, Hz. Mehdi, İslam dünyasını bir çatı altında toplayacak, Kuran ahlakının dünyaya hakim olmasına vesile olacaktır. Gelişi ile adaletin ve bolluğun hakim olacağı Mehdilik görevi ve Türk Milletinin şahsı manevisinde yer alacaktır.

......................................................
Gelecek sayıda İslam alimlerinin Hz. Mehdi hakkındaki görüşleri.




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.