OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Şiddet ve Terör Bağımlısı Bir İdeoloji: Neo-Nazizm


Geçtiğimiz son on yıl içerisinde ise dünya genelinde ırkçı ve faşist örgütlenmelerin ve şiddet eylemlerinin sayısında gözle görülür bir artış yaşandı. Avrupa, neo-Nazilerin neden olduğu şiddet olayları ile mücadele ederken, Amerika yeniden aktif hale gelen Klu Klux Klan ve benzeri "Beyaz Irkın Üstünlüğü" örgütleri ile uğraşmak zorunda kaldı. Klu Klux Klan şemsiyesi altında toplanan ırkçı gruplar Amerika'da ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının temsilciliğini yaparken, Avrupa'da bu işi neo-Naziler üstlendi.

Önceleri İngiltere'de dazlak hareketi olarak başlayan Avrupa ırkçılığı, 1990'larda bir Nazi hareketine dönüştü. Kendilerini neo-Naziler olarak adlandıran bu grupların ana özelliği, tıpkı Klu Klux Klan gibi beyaz ırkın üstünlüğünü savunmaları ve yabancılara ve fakir mahallelerde yaşayanlara karşı saldırılar düzenlemeleriydi.

Son 10 yıldır neo-Nazi hareketi giderek güçlenmekte ve etki alanını genişletmektedir. Bu örgütler bugün 6 kıtada ve 33 ülkede aktif durumdadırlar. Üyelerinin sayısı ise 70 bini bulmaktadır. Neo-Naziler her ülkede kendilerine farklı hedefler belirlemişlerdir. Yapılan bir araştırmada belirtildiğine göre, Almanya'da Türkler; Macaristan'da, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti'nde Çingeneler; İngiltere'de Asyalılar; Fransa'da Kuzey Afrikalılar; Brezilya'da Kuzey Doğulular neo-Nazilerin hedefleri arasındadır. Şiddet, kin, nefret, yıldırma, korkutma, tehdit, yakıp yıkma, zarar verme neo-Nazilerin başlıca özellikleri arasındadır.

Resmi Alman istatistiklerine göre 1999 yılında sadece Almanya'da ırkçılık ve yabancı düşmanlığından kaynaklanan 10.037 olay tespit edilmiştir. 2000 yılında açıklanan ırkçılık olayları da onbinin üzerindedir. İngiltere'de ise sadece Nisan ile Eylül ayları arasında tespit edilen ırkçılık kaynaklı suçların sayısı 10.982'dir. Bu suçların yarısının korkutma, göz dağı verme ve yıldırma şeklinde olduğu belirtilmiştir. Öldürme, yaralama, ev ve iş yerlerine saldırı gibi eylemler ise bu suç listesinin diğer yarısını oluşturmaktadır.

90'larda gelişen neo-Nazi hareketinin fikir babaları arasında Louis Beam ve William Pierce isimli Amerikalı radikal sağ görüşü savunan ideologların ayrı birer yeri vardır. Bu ideologların ortaya koyduğu, 'lidersiz direniş' ve 'beyaz devrim' kavramları bugün tüm neo-Nazi hareketine hakim olmuş durumdadır. Günümüzde çeşitli ülkelerde yaşanan bombalama, kundaklama ve iş yerlerini tahrip etme gibi bireysel terör hareketlerinin temelinde de 'lidersiz direniş' kavramı yer almaktadır. Bu kavram doğrultusunda neo-Naziler eylemlerini, ya bireysel olarak gerçekleştirmekte ya da küçük çeteler halinde hareket etmektedirler. (Darwinizm’in Kanlı İdeolojisi: Faşizm)

Oklahoma Bombacısı da Neo-Nazi İdi



Amerikan halkının 11 Eylül 2001 tarihli saldırıdan önce, şahit olduğu en büyük terörist saldırı, Timothy McVeigh tarafından Oklahoma'daki Federal Bina'ya yapılan bombalı saldırıdır. Bu saldırı sonucunda çocukların da dahil olduğu 168 kişi hayatını kaybetmiştir. Olayı ilginç kılan ise Timothy McVeigh'in hem bir sapkın tarikat sempatizanı hem de bir neo-Nazi olmasıdır.
McVeigh bu katliamı, 1993 yılında çiftliklerinde yanarak hayatlarını kaybeden David Koresh ve takipçilerinin intikamını almak için gerçekleştirdiğini söylemiştir. McVeigh'e göre Koresh ve tarikat üyeleri kendilerini yakmamışlar, Amerikan Devleti tarafından yakılmışlardır. Bu nedenle olayın intikamını Amerikan Devleti'nden almaya karar vermiş ve Federal Bina'yı bombalayarak devlet adına çalışanları öldürmeyi planlamıştır. David Koresh tarikatının intihar olayından tam iki yıl sonra, olayın yıl dönümünde, patlayıcı dolu kamyonetini binanın önüne bırakıp soğukkanlılık ile olayların gelişimini izlemiştir. Saldırı sırasında başka bir neo-Nazi olan Terry Nichols isimli arkadaşı da McVeigh'e yardım etmiştir. Terry Nichols ile birlikte olayın öncesinde McVeigh'e destek olan, patlayıcıları bulmasında yardım eden ve McVeigh'in böyle bir saldırıda bulunacağını bilenlerin en önemli ortak özelliği ise neo-Nazi olmalarıdır.

McVeigh, idam edilmesinden kısa bir süre önce The Buffalo News gazetesine gönderdiği mektupta, yaptıklarından dolayı pişman olmadığını, devlete karşı verdiği mücadelede bombalama eyleminin 'en mantıklı taktik' olduğunu söylemişti. Tamamen hasta bir zihniyetin ürünü olan bu saldırı, bir kez daha bizlere yukarıda üzerinde durduğumuz akımların insanlar üzerinde nasıl büyük tahribatlara neden olduklarını ve toplumlara nasıl büyük belalar getirdiğini göstermesi açısından ibret vericidir. (Stuart Firestein, "Olfactory Receptor Neurons", Encyclopedia of Life Sciences, Aralık 2000, http: //www.els.net)


Unutulmamalıdır ki toplumlara, halklara ya da insanlara üstünlük sağlayan, ancak bu insanların güzel ahlaklarıdır. Kişilerin hangi ırktan olduklarının, hangi dili konuştuklarının ya da derilerinin ne renk olduğunun hiçbir önemi yoktur. Bu değerlere göre üstünlük sağlamaya çalışmak ve diğer toplumlara düşmanlık beslemek, sapkın ideolojilerin birer ürünüdür. Allah, insanların arasındaki soy farklılıklarının bir "tanışma", yani dostluk ve kültürel alış-veriş vesilesi olduğunu ve üstünlüğün de sadece takvaya, yani iman ve ahlaka göre belirlendiğini bildirmiştir.
“Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah,
bilendir, haber alandır.“
(Hucurat Suresi, 13)




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.