OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Deccaliyetin Mezhepleri


Komünizm ve faşizm gibi kanlı ideolojilerin temel dayanağını oluşturan Darwinizm aslında dünyayı yıkıma uğratmak isteyen Deccal dininin bir mezhebidir.

Deccal, ahir zamanda ortaya çıkacak en büyük negatif gücün adıdır. Hadislerde Deccal genelde bir kişilik olarak tasvir edilmektedir, ancak bu bir kişi olabileceği gibi, şiddete ve vahşete eğilimli, şeytani özelliklere sahip ve insanlara zulmeden bir ideoloji de olabilir. Biz bu yazımızda Deccal’in bu yönü üzerinde duracağız.(Harun Yahya, Deccal’in Ayini: Terör)

Hadislerde Deccal'in fitnesinin tüm dünyayı saracağı bildirilmektedir. Bu fitne çok büyük ve kapsamlı olduğu için, pek çok insan bilerek veya bilmeyerek bu tuzağa düşecektir. Bu, insanların fark etmeden de olsa Deccal'in savunduğu yaşam tarzına uymaları anlamına gelmektedir. Diğer bir deyişle dünya görüşleri ne olursa olsun, anarşi oluşturan ve anarşiyi savunan, adaleti, huzuru ve güvenliği bozacak eylemlerde bulunan kişilerin hepsi Deccal'in dinine tabi olmuşlardır.
Bununla birlikte bu dinin kendi içinde çeşitli "mezhepleri" vardır. Bu mezheplerin ortak noktalarını ve bu benzerliklerin asıl dayanak noktası olan Darwinizm'in temel fikirlerini kısaca şöyle maddeleyebiliriz:


Darwinizm


  • Çıkış noktası, herşeyi tesadüflere bağlayarak bir Yaratıcının var olduğunu inkar etmektir. Ana hedefi de insanların din ahlakından uzak yaşadıkları bir toplum oluşturabilmektir. Darwinizm, tesadüflerin ve rastlantıların ilah edinildiği bir din haline gelmiştir.
  • Doğada "hayatta kalma mücadelesi"nin, dolayısıyla acımasızlığın hakim olduğunu öne sürer. Bu iddiaya göre diğer canlılar arasındaki amansız varoluş mücadelesi insanlar için de geçerli olmalıdır. Herkesin bir diğerini rakip olarak gördüğü bir ortamda, öfke, hırs, nefret ve şiddet de en olağan duygular olarak algılanmaktadır.
  • Hayat mücadelesi içinde hoşgörüye, merhamete ve diyaloğa yer yoktur. Eğer sadece güçlü olanlar ayakta kalabilecekse, bu durumda hoşgörü, merhamet ve diyalog, insanların en son ihtiyaç duyacakları şeyler olacaktır.

SONUÇ: Darwinizm büyük bir aldatmacadan ibaret olan bir 19.yy ideolojisidir. Darwinizm'in öne sürdüğü tüm iddialar günümüzde modern bilim tarafından yalanlanmıştır.



Komünizm


  • Dini, toplumları uyutan bir tür afyon olarak değerlendirir. Hakim olduğu tüm toplumlarda ilk mücadelesi dini inançlara karşı olmuştur.
  • Lenin'in, "Gelişme zıtların mücadelesidir" sözüyle de dile getirdiği gibi, ilerlemenin ancak çatışma ile mümkün olacağını düşünür. Bu ideolojiye göre ilerleme ve gelişmenin kan dökmeden gerçekleşmesi mümkün değildir.
  • Silahlı eylemler ve kanlı devrimler, komünizmin vazgeçilmez araçlarıdır. Devrimlerin ve eylemlerin temelinde ise, toplum içindeki diğer sınıflara karşı duyulan öfke ve acımasızca intikam alma duygusu vardır.
  • Komünizm her türlü farklılığa ve muhalefete karşıdır. Farklılığın tek anlamı vardır; bir çatışma öğesi olması. Komünist rejimlerde insanlar da dahil olmak üzere herşey tek tiptir. Bu tekliği bozmaya çalışan her türlü öğe rejim düşmanı olarak kabul edilir ve buna karşı olabilecek en sert tedbirler alınır. Böyle bir ortamda hoşgörünün yaşanması ve diyalog ortamının oluşması mümkün değildir.

SONUÇ:Komünizm için bu kavramlar sahte birer propaganda unsuru olmaktan öteye gitmemiştir.



Faşizm


  • Faşizm ve tüm uygulamaları, din ahlakı ile taban tabana zıttır. Faşizmin en belirgin özelliklerinden birisi, kendisine göre sözde "kutsal" olan değerler uğruna binlerce masum insanın canına kıyabilmesi, üstelik bunu bir erdem olarak görmesidir.
  • Farklı ırklara karşı duyulan öfke ve nefret, faşizmin en temel dayanak noktalarından birisidir. Bu ırkçı iddia, sayısız savaşın, çatışmanın, katliamın ve etnik temizliğin çıkış noktasıdır.
  • Faşizmde katı bir disiplin hakimdir. Karşıt olan her türlü fikir kökten yok edilir. Hitler'in iktidarı döneminde "Alman olmayan" fikirler içeren binlerce kitabın yakılması, bu zihniyetin bir örneğidir.

SONUÇ: Faşizm, insanları kazanmak için, onlara kendi ırklarının diğer tüm ırklardan üstün olduğu yalanını telkin eder. Asıl hedefi ırk üstünlüğüne dayalı bir sistem oluşturabilmektir.

Yukarıda saydığımız özellikler sadece bu ideolojiler hakkında genel bir fikir vermek için sıralanan birkaç maddeden ibarettir. Bu ideolojilerin günlük hayattaki uygulamalarına bakıldığında şiddet ve vahşetle ne kadar iç içe oldukları daha açık bir şekilde görülmektedir. Ancak asıl önemli olan Deccaliyetin ve ona bağlı ideolojilerin topluma verdikleri zararlara rağmen geniş kitleler tarafından benimsenebilmesidir. Bu nedenle Deccal sisteminin toplumu nasıl etki altına aldığı konusu üzerinde önemle durulması gerekir. Bu tespitin yapılması, söz konusu sisteme karşı yürütülecek olan fikri mücadelenin de ilk adımı olacaktır. Çünkü insanlar bir anda bencil, saldırgan, acımasız, nefret dolu ve intikam peşinde koşan bireyler haline gelmezler. Bu, ancak insanların aşamalı olarak Deccal sistemine alıştırılmaları ile gerçekleşir. Bu süreç insanların çevrelerini algılayıp bir şeyler öğrenmeye başlamaları ile birlikte devreye girer ve ömür boyu aldıkları telkinlerle devam eder. Bu telkinlerin hareket noktası ise insanların Allah'tan ve imandan uzaklaştırılmasıdır.

Bugün dünya genelinde Deccal'in sistemi, yani anarşi, kargaşa ve kaos hakimdir. Ancak her kötülüğün olduğu gibi Deccal'in düzeninin de bir sonu vardır. Allah tarih boyunca suçlu, günahkar ve bozguncu olan pek çok toplumu ve grubu helak etmiştir. Zalimlik ve acımasızlık üzerine kurulu, şiddete ve teröre başvuran, insanlara zulmeden her türlü topluluğun ve akımın sonu aynıdır. Her anarşist, her terörist sonunda helak olur. Anarşiyi ve terörü destekleyen her millet yok olur. Zulmeden, hiçbir zaman payidar olmaz. Kuran'da zalim bir topluluğun sonu şöyle bildirilmektedir:
“Böylece zulmeden topluluğun kökü kurutuldu. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'adır.”(Enam Suresi, 45)

Kuşkusuz Deccal'in uğrayacağı son da bundan farklı olmayacaktır.




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.