OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Ali Haydar Efendi (K.S)

Çağımıza ışık tutan ve maneviyat dünyamızda iz bırakan tasavvuf önderlerinden Ali Haydar Efendi'nin (K.S.)
başlatmış olduğu irşad hizmeti, günümüzde tüm Dünya’yı aydınlatmaya devam ediyor.
1870 yılında Batum'un Ahıska kazasında dünyaya gelen Ali Haydar Efendi (K.S.) 20. yüzyılda maneviyat dünyamızı aydınlatan en büyük tasavvuf alimlerindendir. İki yaşında iken annesini, dört yaşında iken babasını kaybeden Ali Haydar Efendi (K.S.) ilk tahsiline Ahıska'da başlamıştır. Gençlik yıllarında Erzurum'a yerleşen Ali Haydar Efendi (K.S.) Bakırcı Medresesi'nde derslere devam etmiştir. Bakırcı Medresesi'ndeki eğitimini tamamlayan Ali Haydar Efendi (K.S.) 1901 yılında Fatih Cami'nin ünlü hocalarından Çarşambalı Hoca Ahmet Hamdi Efendi'den icazet almıştır. Hocasının derslerine devam ederken o dönemde kadı yetiştiren Medrese-i Kuzat'a giderek şehadetnamesini almıştır. 1902 yılında Fatih Camii'nde hocalık görevine başlayan Ali Haydar Efendi (K.S.) Fatih Dersiamları arasında yerini almıştır. 1914 yılında Fıkıh Müderrisliği'ne, 1915 yılında Şeyhul İslamlık'ta kurulan Telif Mesail Heyeti Reisliği'ne, 1916 yılında Huzur Dersleri Başmuhataplığı'na tayin edilmiştir.

Ali Haydar Efendi (K.S.)’nin Derin İlmi


Ali Haydar Efendi (K.S.) derin bir ilim sahibi bir mütefekkirdi. Ayrıca dört mezhebin fıkıh konularına hakimdi ve her birinde fetva verecek konumdaydı. Nakşibendi Tarikati'nin Halidi koluna mensuptu. Şeyhi ise Bandırma'da yaşayan Mevlana Ali Rıza el-Bezzaz (K.S) idi.
1919 yılında Ali Haydar Efendi (K.S.)'nin postnişinliği bizzat Padişah tarafından tasdik edilmiştir. Dört padişah döneminde vazife yapmış olan ve özellikle Sultan 2. Abdulhamid Han'ın iltifatına mazhar olan Ali Haydar Efendi (K.S.), cumhuriyet yıllarında da din eğitimi ve öğretimi ile meşgul olmuştur.
Kuran'ın bazı ayetlerini tefsir etmiş, önemli notlarını kendi el yazısıyla Kuran-ı Kerim'in kenarlarına yazmıştır. Bu Kuran şu anda Mahmut Efendi Hazretleri'nin elindedir. Mahmut Efendi tarafından kaleme alınan "Ruh-ü'l Furkan" tefsirinde Ali Haydar Efendi (K.S.)'nin bu notlarından da faydalanılmıştır.
Ali Haydar Efendi (K.S.)'nin oğlu Halil Gürbüzler'in, babası hakkındaki güzel düşünceleri "Sahabe'den Günümüze Allah Dostları" adlı kitapta şu şekilde anlatılıyor: "Babam, kimseyle kötü olmamamızı söylerdi... Devamlı ilimle meşgul olurdu. Erzurum'dan Alvarlı Mehmet Efendi Hazretleri, Ramazan Sami Efendi Hazretleri sık sık ziyaretine gelirlerdi. Hasip Efendi Hazretleri ile Mehmet Zahid Kotku Hazretleri de gelirlerdi. Devrin bütün alimleri ziyaretine gelir ve sohbet ederlerdi."
İbadete çok düşkün olan Ali Haydar Efendi (K.S.), talebelerinin ve sevenlerinin ilmi yönden daima ileri derecede olmalarını ister, "soyumdan değil, yolumdan gelen benim evlatlarımdır" derdi.
Bandırma'da askerlik hizmetini yerine getirirken, bir rüyanın ardından sevk-i İlahi vesilesiyle Ali Haydar Efendi (K.S.) ile tanışan Mahmut Efendi Hazretleri istihareden sonra kendisine intisap etmiştir. Temel askerlik eğitimini tamamlayan Mahmut Efendi Hazretleri'nin en verimli yılları, İstanbul'daki askerlik hizmetine devam ettiği yıllar olmuştur. İstanbul'da kaldığı bu dönemde, şeyhinin sohbetlerine katılma imkanı bulan Mahmut Efendi Hazretleri askerlikten sonra memleketine döner. Uzun bir süre Trabzon'da kalan Mahmut Efendi'nin yazmış olduğu uzun mektuba Ali Haydar Efendi (K.S.)'nin şu cevabı, gerçekten dikkat çekicidir: "...Mahmudum. Mektubunuzda selamlarını, muhabbetlerini yazdığınız zevatı kirama ve bilcümle ihvanı dine selam ve dünya ve ahiret dualarımızı ve kendilerinden de hüsnü hatimemize dualarını talep ve temennamızı arz ve tebliğ buyurursanız. Kardeşim, yoldaşım. Gözümün nuru evladım. Hakikat iman edip de iyi işler yapanlar (yok mu?) çok esirgeyici olan (Allah) onlar için (gönüllerde) bir sevgi verecektir. (Meryem, 97) bir şeyki O'nun mahzan bir ikramı, ihsanı kabul ola. O’ndan daha ali ve kıymetli acaba ne olabilir?... Evladım Yusuf'um. Biliyorsunuz ki ellerim ra'şesi günden güne artmaktadır. Cevabı kendi yazınızla arzu ediyorum, yazınız beni gayrete getirdi. Bunu iki günde devre devre yazabildim. Hele çabuk gel de lisanen anlaşalım."
Askerlik görevini tamamladıktan Mahmut Efendi Hazretleri İstanbul'a gelir. Ali Haydar Efendi (K.S.) ona "İsmail Ağa'ya imam olacaksın" der. O sırada Mahmut Efendi Hazretleri'nin yakınlarından biri rüyasında kabirden bir kol çıktığını, bu kolun İsmail Ağa Camii'ni göstererek: "Bu camiyi tamir ettirin" dediğini söyler. Mahmut Efendi Hazretleri ve talebeleri hemen işe başlarlar ve harabe halindeki İsmail Ağa Camii'ni Türkiye'nin en önemli irşad merkezlerinden biri haline getirirler.
Vefatı
Müderrislik görevinden uzaklaştırıldıktan sonra, ömrünü dini anlatmaya adayan Ali Haydar Efendi (K.S.) tasavvuf yolunda binlerce talebe yetiştirmiştir. Onun engin ilmi ve güzel ahlakı "Silsileyi Aliye Gönül Dostları" adlı eserde şu şekilde anlatılır:
"O, gözlerin nuru, kalplerin süruru idi. Marifet deryası ve sırlar hazinesiydi. Pek az kimselere nasip olabilen makamların sahibiydi. Aşk ile, muhabbet ile yanan kalplerin tabibi idi. Ömrü, dini ihya etmeye çalışmakla geçti. Kuran'ı çok okurdu. Bir edebin bile terkine rızası yoktu. Nefse güvenmemeyi telkin ederdi. Onu mumteinne derecesine çıkarabilmek için zikir ehli olmanın gerektiğini söylerdi."
1 Ağustos 1960 yılında Hakkın rahmetine kavuşan Ali Haydar Efendi, (K.S.) vasiyeti üzerine Fatih Camii'ne defnedilmek istenir. Ancak yasal izin alınamadığı için bu mümkün olmaz.
Yavuz Sultan Camii'nde Sami Ramazanoğlu Efendi tarafından kıldırılan cenaze namazından sonra Edirnekapı Sakızağacı Kabristanı'na defnedilir.
Ali Haydar Efendi (K.S.)'nin irşad makamı bugün İstanbul Fatih semtindeki İsmail Ağa Camii'nde Mahmut Efendi Hazretleri tarafından sürdürülmektedir. Ali Haydar Efendi (K.S.) geçtiğimiz yüzyılda maneviyat dünyamıza iz bırakan çok kıymetli bir mütefekkirdir. Bu büyük islam alimi ve mutasavvıf, hizmetleri, Allah yolundaki çabası, yetiştirmiş olduğu tasavvuf ehli binlerce mümin ile bugün tüm dünya Müslümanlarına güzel bir örnektir.




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.