OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

www.kitapehli.com


20. yüzyılın son döneminde dünyanın geleceği ile ilgili tahminler arasından bir tanesi sivrilip öne çıkıyordu. Batı medyası bu fikre dört elle sarılıyor, dünya büyük bir çatışmanın eşiğindeymiş gibi gösterilmeye çalışılıyordu. "Medeniyetler Çatışması" adı verilen materyalist dünya görüşünün bir yansıması olan bu teori 21. yüzyılda artık ülkelerin çatışması döneminin ortadan kalkacağı ve yerini, medeniyetlerin çatışmasına bırakacağı iddiasını ortaya atmıştı. Bu çatışmanın da öncelikle iki büyük medeniyet olan İslam ve Hıristiyan medeniyetleri arasında olacağı iddia ediliyordu. İslam'ın ve Hıristiyanlığın gerçek özünü bilmemekten ya da gözardı etmekten kaynaklanan bu iddianın gecersizliği 21. yüzyılın başlamasıyla ortaya çıktı. İddiaların aksine son yıllarda İlahi dinler arasında, birbirini anlama ve sempatiye dayalı sıcak bir yakınlaşma yaşanmaya başlanmıştır. Tanıtımını yaptığımız www.kitapehli.com sitesi bu konuyu kendisine amaç edinmiş bir site. Sitede, her üç dinin mensuplarının, birlikte, yeryüzündeki ortak düşmanları olan materyalist ve Darwinist fikir akımlarıyla, kültürel bir mücadele etmesi gerektiği savunuluyor. Aşağıdaki alıntı ise sitede anlatılan İslamiyetin ve Hıristiyanlığın sahip olduğu ortak değerleri ortaya koyuyor.
“Allah çeşitli dönemlerde elçiler göndererek, kitaplar indirerek insanlara yol göstermiştir. Böylece ilk insan olan Hz. Adem'den itibaren insanlar, Allah'ın varlığından ve emirlerinden haberdar edilmişler; ihtiyaç duyacakları her türlü konunun en doğru ve hikmetli açıklamasını hak dinlerde bulmuşlardır. Hak dinler, gönderildikleri dönemlerin ortam ve şartlarına göre farklı hükümler içermiş olsalar da, temelde aynı inanç ve ahlaki modeli insanlara sunmuşlardır. Hepsi, Allah'ın varlığı, birliği, sıfatları, insanın ve tüm varlıkların yaratılış amaçları, Allah'a nasıl kul olmak gerektiği, Allah'ın beğendiği ideal tavır, davranış ve yaşam biçiminin nasıl olması gerektiği, iyi, kötü, doğru, yanlış kavramlarının neler oldukları, insanın dünyadaki yaşamını nasıl düzenlemesi, sonsuz yaşamı için neler yapması gerektiği ve bu gibi konularda aynı temel gerçekleri insanlara aktarmışlardır.”




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.