OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Kafkaslarda Kardeş Cumhuriyeti: Azerbeycan


Asya kıtasının batısında Kafkasya Dağlarının Güneydoğu yamaçlarında yer alan Azerbaycan Cumuriyeti stratejik açıdan Kafkaslar'ın ve Orta Asya'nın en önemli bölgesinde yer alır. 86.000 km2 yüzölçümü, 8 milyon nüfusu ve zengin doğal kaynakları ile güçlü bir devlet olma yolunda ilerleyen Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye arasında siyasi ve ekonomik alandaki ilişkilerde belirgin gelişmeler görülüyor.

Ekonomik Yapı



SSCB döneminde 70 yıl boyunca sömürülen Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanması beraberinde birçok sorunu da getirdi.
Azerbaycan'ın ekonomisi sanayi, hayvancılık, doğal kaynaklar ve tarıma dayanıyor. Sanayi ürünlerinin başında petrol rafineri ürünleri, petro-kimya ürünleri, pamuklu ve yünlü dokuma, tarım ürünlerine dayalı sanayi malları geliyor. Azerbaycan'ın en önemli yeraltı kaynağı petrol ve doğalgazdır. Yıllık petrol rezervi 8 milyar varil olarak belirlenmiştir. Rusya'nın bölgedeki hakimiyetinin sona erdirilmesi için bazı Batılı petrol şirketlerinin Azerbaycan'da rafineri kurmasına izin verilmektedir. Azerbaycan'ın milli petrol şirketi SOCAR Batılı petrol şirketleriyle 1994 yılında bir anlaşma imzalamış ve bu anlaşma ile Azerbaycan petrollerinin yaklaşık %40'ı ABD'li petrol şirketlerinin eline geçmiştir. Azerbaycan, petrol kaynaklarının dışa açılımı konusunda bugüne kadar Bakü-Supsa ve Bakü-Novorossisk petrol boru hatlarını devreye soktu. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı projesinin mühendislik çalışmalarına başlandı. Şahdeniz gazının ülkemize sevki için de imzalar atıldı. Ayrıca Azerbaycan'da 450 milyar m3 doğalgaz rezervinin olduğu da tahmin edilmektedir. Bugüne kadar 28 doğalgaz yatağı işletmeye açılmıştır. Doğalgaz üretimi ise yıllık 114 milyon m3'tür. Petrol ve doğalgaz rezervinin yanısıra Azerbaycan topraklarında işletilmekte olan 450 milyon ton demir ve 150 milyon ton alüminyum rezervi bulunmaktadır.


Azerbaycan'ın Bağımsızlık Mücadelesi



Türklerin Azerbaycan'a gelişlerinin tahmini M.Ö. Saka-İskit döneminde başladığı savunulmaktadır. M.S. 395'te Hun Türkleri Balkanlar'a inerken bir kısmının Kafkaslar yoluyla Anadolu'ya ve Azerbaycan'a sarktıkları da bilinmektedir. Selçuklu Türklerinin Azerbaycan'da görülmeleri ise 1015-1021 yılları arasındadır. Sultan Alpaslan zamanında Azerbaycan'da Türkmenler sayesinde Azerbaycan'ın Türkleşmesi kolay gerçekleşmistir. Azerbaycan daha sonra İlhanilerin egemenliğine girmiş ve bir süre "Altın Ordu" devletinin hakimiyetinde kalmış, Akkoyunlu ve Kara Koyunlular döneminde Türk nüfusu bakımından en yoğun dönemini yaşamıştır. Azerbaycan toprakları Rusların egemenliğine girdikten sonra Revan'a ve Karabağ'a Ermeniler yetiştirilmeye başlanılmıştır.
Azerbaycan Türkleri 28 Mayıs 1918'de de ulusal Azerbaycan devletini kurmuşlardır. Ancak 1920 de Kafkasya ötesi Sosyalist Sovyet Cumhuriyetlerine katılmak zorunda kalmış, 30 Eylül 1991 de SSCB çöküşüyle bağımsızlığını yeniden ilan etmiştir.
Azeriler Kafkasya bölgesinin en büyük Türk bölümünü oluşturmaktadır. Asya'da ve Kafkasya'daki Türk halklarının en okumuş ve kültürlüleridir. Bugüne kadar Kafkaslarda ulusal ve ırksal uyanışın merkezi hep Bakü olmuştur.

Bağımsızlığın Sonrası




1992 baharında Azeri-Ermenistan savaşındaki askeri başarısızlıklarının ardından Ayaz Muttalibov başkanlıktan istifasını verdi. Daha sonra Muttalibov demokratik seçimleri önlemek ve yeniden başkanlığa geri dönmek için bir takım entrikalar düzenlerken Azeri Ordusu Milli Halk Cephesi desteğinde Azeri Parlamentosu'na girdi. Ve Haziran 1992'de yapılan demokratik seçimlerde Ebulfez Elçibey Milli Halk Cephesi Başkanı olarak oyların %59'unu aldı. Türkiye ve Batı İttifakı yanlısı olan Elçibey, Azerbaycan'ı Rusya'dan uzaklaştıran bir politika izledi. Ancak genç bir ordu komutanı olan Surat Hüseyinov, Gence sehrinden çıkarak bir ihtilal gerçekleçtirdi ve Haydar Aliyev'i Nahçevan'dan Bakü'ye getirerek başkan ilan etti. Böylelikle Azerbaycan Cumhuriyeti'nin başkanlığına "Yüksek Sovyet" üyesi eski başkan Haydar Aliyev geri dönmüş oldu. (Harun Yahya, islam'ın Kışı ve Beklenen Baharı)

Karabağ Sorunu



Çarlık Rusyası Generali Sisyanov 1805 tarihinde, Çar'a gönderdiği raporda "Karabağ, coğrafi yeri bakımından Anadolu'nun, İran'ın ve Azerbaycan'ın kapısı sayılır" demek suretiyle, bölgenin stratejik önemini belirtmiş ve burada dengeyi kendi yararlarına çevirebilmek için Müslümanların arasına Hıristiyan unsurların (burada amaçlanan Ermenilerdir) yerleştirilmesini önermiştir. Bunun üzerine 1825-1826 yılları Gacar Yönetimi ile Çarlık Rusyası arasındaki savaş sırasında, Gü- neyden 18.000 Ermeni getirilerek Dağlık Karabağ'a iskan edilmiştir. Bu tür uygulamaların gittikçe hızını artırması üzerine, Osmanlı idaresinde bulunan bölgelerden getirilen Ermeniler, Karabağ'ın yanı sıra Kafkasya'nın değişik yerlerine de gönderilerek, bugünkü "huzursuzluk" için ortam yaratılmıştır. Rusların, yaklaşık iki yüzyıl önce uygulamaya koydukları "Ermenileri yerleştirme ve yayma" politikası, pratiğe dönüşmüş ve komşumuz da bu "enstrümanı" dilediği zaman ve şekilde kullanabilmektedir. Böylece bu durum, uzun vadeli politika üretmenin ne denli önemli olduğunu göstermesi açısından, dikkate değer niteliktedir. Ermenilerin zorlaması ve Rusların desteğiyle, Azerbaycan'ın doğal ve yasal sınırları içinde bulunan Nahçıvan'a Muhtar Cumhuriyet, Dağlık Karabağ'a da Muhtar Vilayet statüsü tanınmıştır. Bu suretle Ermeniler, zoraki oluşturulan, Muhtar Vilayet statüsünün arkasına sığınarak, burasının Ermeni toprağı olduğunu ve dolayısıyla Ermenistan'a bağlanması gerektiğini söyleyecek kadar ileri gitmişler ve özellikle Kızıl Ordu artıklarının da yardımıyla Azerbaycan topraklarını işgal etmeye başlamışlardır. Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve bu arada özellikle Hocalı Kasabası'nı tümden yakmalarına rağmen, Birleşmiş Milletler ve Batılı büyük devletler ciddi bir tepki göstermemişlerdir. İnsanlık ayıbı olan zulüm karşısında evini, toprağını geride bırakarak canını kurtaran bir milyonu aşkın insan yıllardan beri göçebe konumundadır ve ağır koşullar altında yaşamını sürdürmektedir.




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.