OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Kötülükle İyiliğin Son Savaşı Armagedon


İslam kaynaklarında, dünyanın son dönemlerinlerde, aralarında
Mesih'in ortaya çıkışı da dahil olmak üzere son derece büyük
olayların yaşanacağı anlatılır. Bu zaman dilimi, kıyametten kısa
bir süre öncedir ve "ahir zaman" (son zaman) diye adlandırılır. Ahir zamanda neler yaşanacağı Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ayrıntılarıyla tarif edilmektedir.
Ahir zaman, insanlarının çoğunun sapkınlığa düşeceği, İslam ahlakının zayıflayacağı, din aleyhtarı ve zalim sistemlerin tüm dünyaya egemen olacağı bir dönemle birlikte başlayacaktır. Ahir zamanda ortaya çıkacak olan zulüm ve inkar sistemi, "fitne" olarak tanımlanır. "Fitne" insanların manevi yönden sapmaları (Allah'ı tanımamaları, O'nun hükümlerinden yüz çevirmeleri) yanında büyük bir anarşi ortamını, savaş, zulüm ve kan dolu bir sistemi ifade etmektedir.
İşte bu ortam içinde, pek çok güvenilir hadiste haber verildiği gibi Allah, tüm insanlığın kurtuluşu için "Mehdi" olarak tanımlanan bir manevi lideri seçip gönderecektir. Mehdi, din aleyhtarı düşünce sistemini yıkarak insanları imana yöneltecek, İslam'ı hurafelerden kurtararak asıl saf haline döndürecektir.
Ancak Mehdi İslam'ı “ihya edip (hayata döndürüp) Kuran ahlakını yaygınlaştırırken, öte yandan karşıt bir güç ve güçlü bir deccal (saptırıcı) ortaya çıkacaktır. Bu deccal, hadislerde bildirildiği üzere, kendisinin Mesih olduğunu öne sürecektir. Mesih-i Deccal parapsikolojik yeteneklere, hipnoz gücüne sahip olacak, büyü yoluyla olağanüstü işler yapacak ve böylece bağlılarının sayısını artıracaktır.
Hz. İsa, çok sayıda güvenilir hadiste bildirildiği üzere, ahir zamanda yeniden yeryüzüne dönecektir. Hz. İsa, Mehdi ile birleşecek ve onunla birlikte Mesih-i Deccal'in liderliğindeki kötülerin ittifakına karşı mücadeleye girişecektir. Yine hadislerde bildirildiği üzere, Hıristiyanların önemli bir bölümü, Hz. İsa'nın ortaya çıkışından bir süre sonra, gerçek Mesih'in o olduğunu anlayarak Mesih-i Deccal'i terk edip, İslam ahlakını kabul edeceklerdir. Böylece Mesih-i Deccal, bağlıları ile birlikte yalnız kalacak ve iki taraf arasında büyük bir mücadele yaşanacaktır. Kitab-ı Mukaddes'te Armagedon olarak bilinen bu savaş, aslında Mesih-i deccalin temsil ettiği inkarcı sistem ile Mehdi’nin temsil ettiği Hak sistemin arasında yaşanacak fikri ve ilmi mücadeleyi ifade eder. Bu büyük mücadele Müslümanlar tarafından kazanılacak, Mesih-i Deccal’in inkarcı sistemi yeryüzünden silinecektir. Tüm dünya İslam ahlakının egemenliği altına girecek; ahir zamanda yeryüzünü adaletsizlik ve zulümle dolduran fitne, yerini ilahi adalet, bereket ve barışa bırakacaktır.

Ahir Zamanın Gelişi



Hadislerde ahir zamanın ilk evresinde büyük bir fitne olacağı haber verilmektedir. Bu fitnenin en büyük özelliği insanların Kuran ahlakından uzaklaşmaları, ikincisi ise dünyada büyük bir kargaşa, savaş ve adaletsizlik yaşanmasıdır. Bediüzzaman Said-i Nursi de, Mektubat'ta ahir zaman fitnesinden şöyle söz eder:
“Tabiatçı ve materyalist felsefeden doğan bir "nemrudi" akım, ahir zamanda maddeci felsefe sayesinde yayılarak kuvvet bulup, Allah'ı inkar edecek bir dereceye gelecektir.”

Bu inkar sistemi, dünya tarihinde insanları Allah’tan ve Allah korkusundan uzaklaştırmış, dinden koparmıştır. Protestanlık ve Aydınlanma ile Avrupa'da doğan inkarcılık akımları tüm diğer coğrafyalara ihraç edilmiş, insanların Allah'tan uzak, O'ndan bağımsız bir hayat yaşayabileceği yalanı zihinlere enjekte edilmiştir.
Maddeci felsefenin yeryüzünde oluşturduğu anarşi ve zulüm de ahir zaman fitnesinin tanımına uymaktadır. Düzen, tüm yeryüzünü kana boğmuştur. Avrupa'daki mezhep savaşlarından Fransız ya da Bolşevik devrimleri gibi ihtilallere, ulus-devlet çatışmalarından dünya savaşlarına, ideolojik çarpışmalardan Üçüncü Dünya katliamlarına kadar pek çok toplu ölüm ve acı, bu kötülük düzeninin sonuçlarındandır. Kötülük ittifakının zirveye tırmandığı 20. yüzyıl, daha önceki dünya tarihiyle kıyaslanamayacak kadar kanlıdır. Bozgunculuğu kuran ve yöneten önde gelenler, "... yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar..." (Maide Suresi, 64) ayetinin hükmü uyarınca, yeryüzünde karmaşa ve ölüm üretmişlerdir.

Armagedon!...



Aslında bugün dünya Müslümanlarına karşı girişilen soykırım ve katliamların Armagedon'un bir ön safhası olduğunu düşünebiliriz. Tüm dünyada saran materyalist ve zalim sistem, büyük olasılıkla, Mehdi ve Hz. İsa geldiğinde Müslümanların fikri mücadele edecekleri yegane akım olacaktır. Bugün dünyanın dört bir yanındaki materyalist ve ateist örgütlenme, bu mücadelenin uzun vadedeki düşmanı olan kötülerin ittifakını oluşturmaktadır.
İnsanların kalbinden Allah sevgisi ve Allah korkusunu almaya çalışan kötülük ittifakı tarihte eşi benzeri görülmemiş bir fikri yenilgiyle karşılaşacaktır. İşte bu savaş sonunda kesin bir zafer ve hakimiyet kazanacak olan İslam ahlakını yaşayanlar Altınçağı yaşamaya başlayacaklardır.
Dünyadaki gelişmelerden, Altınçağın yaklaşmakta olduğu ve Allah’ın izni ile, İslam ahlakının dünya hakimiyetinin, güçlü bir lider millet öncülüğünde, çok kısa sürede gerçekleşebileceği anlaşılmaktadır. Dünya üzerinde bu birikime ve deneyime sahip olan yegane millet Türk Milleti’dir. Bu, günümüzde pek çok Batılı siyasetçi ve stratejist tarafından da dile getirilen açık bir gerçektir. Hadislerde sözü edilen Hz. Mehdi de Türk Milletinin şahsı manevisini ifade etmektedir.
21. yüzyıl Allah’ın izni ile Türk Milleti’nin dünyaya İslam ahlakıyla yön verdiği ve cennet gibi bir dünyanın oluşmasında öncülük ettiği kutlu bir dönem olacaktır.




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.