OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

P2'nin Kirli Hikayesi


P2, İtalya'nın üst düzey yöneticilerinin büyük bir bölümünü içinde barındıran bir mason locasıydı. Kuşkusuz bu gerçeğin
ortaya çıkması tüm İtalya'yı şoka soktu. Araştırmalar locanın
devlet yönetiminde büyük rol oynadığını, ayrıca İtalya'nın bitmek-tükenmek bilmeyen yolsuzluk olaylarında da büyük etkisi
olduğunu ortaya çıkardı. Kuşkusuz P2 skandalı İtalya için olduğu kadar başka ülkeler için de eğitici olmalıydı. Çünkü
bu skandalla birlikte masonluğun bir ülke içinde "görünmeyen hükümet" haline gelebildiği ve bir mafya örgütü gibi devleti soyabileceği ortaya çıkmıştı. 1981 yılının Mart ayında, iki Milan savcısı, 1979 yılında sahte bir kaçırılma olayıyla ortadan kaybolan Sicilya doğumlu uluslararası banker Michele Sindona'nın durumunu araştırıyorlardı. Vatikan'ın mali danışmanı olan Sindona'nın aynı zamanda mafya ile de yakın bağlantıları olduğunu düşünüyorlardı. Araştırmaları sırasında ilginç bir şey buldular: Sindona polisten kaçarak Palermo'da saklandığı sırada tam 600 mil kuzeydeki Arezzo kentine gitmiş ve orada Licio Gelli adlı bir tekstil üreticisi ile görüşmüştü. Sindona gibi bir kişinin, "yeraltında" olduğu bir sırada, kendisiyle görüşmek için 600 mil yol teptiği bu Licio Gelli, kuşkusuz önemli birisi olmalıydı.
Bu nedenle savcılar Gelli'nin araştırılması emrini verdiler. 17 Mart günü polisler bu ilginç sanayicinin ofisinde gizli bir liste buldular. Listede tam 962 isim vardı. Ve bu liste sıradan bir liste değildi; Propaganda 2, ya da kısaca P2 adındaki bir mason locasının üyelerinin listesiydi. Gelli ise bu locanın Büyük Üstadıydı.
Listeyi bulanları şaşkına çeviren şey ise, locanın üyelerinin İtalya'nın en önemli kişileri olmasıydı. P2 üyeleri arasında; 3 bakan, 43 Parlamento üyesi, 43 general, 8 amiral, gizli servis şefleri, yüzlerce üst düzey bürokrat ve diplomat, İtalya'nın dört büyük şehrinin polis şefleri, sanayici ve finansörler, ünlü Corriere Della Sera gazetesinin editör ve yayıncısı da dahil olmak üzere 24 gazeteci ve ayrıca bazı ünlü televizyon yıldızları yer alıyordu. Michele Sindona da locanın üyesiydi. Bir başka loca üyesi banker ise, daha sonra Londra'daki Blackfriars köprüsünde -ki bu köprü Ortaçağ'da Tapınakçılar'a ait olan bir kilisenin yalnızca birkaç yüz metre uzağındaki anlamlı bir köprüydü- masonik ritüellere göre asılarak "infaz" edilecek olan Roberto Calvi idi.

Kısacası P2 locası ülkenin üst düzey isimlerinin büyük bir bölümünü içinde barındırıyordu. Kuşkusuz bu gerçeğin ortaya çıkması tüm İtalya'yı şoka soktu. Araştırmalar locanın devlet yönetiminde büyük rol oynadığını, ayrıca İtalya'nın bitmek-tükenmek bilmeyen yolsuzluk olaylarında da büyük etkisi olduğunu ortaya çıkardı. Mason kardinaller sayesinde Vatikan'ı da "para aklama merkezi" haline getiren loca, efsanevi İtalyan mafyasının en güçlü koluydu. P2, suikast, bombalama gibi pek çok terör eyleminin de arkasındaydı ve ünlü kontrgerilla örgütü Gladio ile de yakın bağlantıları bulunuyordu.
Masonlar ve Yahudiler arasında her zaman gelenekselleşmiş bir ilişki mevcuttur. Skandalla birlikte bu ilişkinin burada da geçerli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Çünkü P2'nin önemli bir "Yahudi bağlantısı" vardı. The Middle East International dergisi, Temmuz 1981 sayısında locanın İsrail'le ve özellikle de Mossad'la çok yakın ilişkileri olduğunu ortaya koymuş, P2'nin bu "İsrail bağlantısı"nda İtalya içindeki Yahudi cemaatinin de önemli bir rolü olduğunu bildirmişti. İtalya'nın ikinci büyük zengini olan Yahudi cemaatinden Carlo de Beneditti'nin de P2'yle yakın ilişki içinde olduğu sonraki yıllarda ortaya çıkmıştı. Ayrıca locanın ABD ve Avrupa'daki Yahudi çevreleri ile de çok yakın ilişkileri vardı. Henry Kissinger, Edmond de Rothschild ve David Rockefeller P2'ye son derece yakın olan isimlerin başında geliyordu. Öyle ki Baron Ellie de Rothschild'ın, P2'ye ihanet etmeye kalkan Roberto Calvi'nin az önce sözünü ettiğimiz "masonik" asılışı için gereken parayı temin ettiği bile, İtalyan Panorama dergisinde yayınlanmıştı. Henry Kissinger ise doğrudan P2'nin üst düzey kadrosundaydı: Uğur Mumcu, Papa Mafya Ağca adlı kitabında "P2'nin 33. dereceye yükselmiş masonlardan oluşan üst konseyi Monte Carlo Komitesi adı ile tanınmaktadır. Monte Carlo locasına Henry Kissinger da üye" diyordu.
P2'nin İsrail ve özellikle de Mossad'la olan "ittifakı", eski Mossad ajanı Victor Ostrovsky'nin çok yankı uyandıran By Way of Deception'dan sonra 1994'te yayınladığı The Other Side of Deception adlı kitabında da bildirildi. Ostrovsky, bir Mossad-P2-Gladio bağlantısından söz ediyordu. Eski ajanın yazdığına göre, Licio Gelli, yani P2 mason locasının ünlü üstadı, "Mossad'ın İtalya'daki müttefiki"ydi ve Gelli'nin yönettiği P2 ile, yine Gelli'yle yakın ilişkisi olan kontrgerilla örgütü Gladio da Mossad'la ittifak içindeydi. Mossad, Gelli-P2-Gladio bağlantılarını kullanarak 80'li yıllarda İtalya üzerinden silah ticareti yapmıştı.
İngiliz gazeteci-yazar Martin Short, P2'nin masonik kurallara göre kurulan ve işleyen "gerçek ve düzgün" bir mason locası olduğunu, İngiltere Büyük Locası ile yakın ilişki içinde bulunduğunu delilleriyle anlatır. Short'un yazdığına göre bu locanın diğer localardan tek farkı, "gizli" tutulması için alınmış olan karardır. İtalya Büyük Locası Büyük Üstadı Lino Salvini, 1977 yılında Gelli'ye P2'nin çalışmalarının sürdürülmesini emretmiş, ancak P2'nin diğer İtalyan localarından izole edilmesi ve gizli tutulması yoluna gidilmiştir. Nitekim P2'nin orta-ya çıkmasının ardın- dan masonluğun mafya ile ilişkilerinin sürmesi, "Baba" lakaplı Andreotti gibi efsanevi bir politikacının mason olduğunun ortaya çıkması ya da Sosyal Demokrat Başbakan Bettino Craxi'nin masonlarla olan ilişkisinin su yüzüne çıkması da, P2'nin istisnai bir durum olmadığını göstermekteydi. Zaten bu nedenle İtalyan basınında bir ara bir "P3"ün var olup olmadığı konuşuldu. 1993'ün son günlerinde İtalyan polisince yakalanan ve mafyada "babaların babası" olarak tanınan Salvatore Riina'nın da mason olduğu ortaya çıktı. Riina, La Stampa gazetesinde yayınlanan ifadesinde, diğer pek çok mafya babasının da mason olduğunu ve birçok yargıcın da mason olmaları nedeniyle mafya babalarına yardımcı olduklarını söylemişti. Hatta bu nedenle daha sonra İtalyan Yüksek Hakimler Kurulu bir açıklama yaparak yargıç ve savcıların mason olmasının yasaklandığını bildirmişti.
İtalya'da masonluğa bulanmış tüm bu yolsuzluk skandallarının ardından gelen "Temiz Eller" adlı tasviye hareketi de gerçekte bir şeye yaramadı. Kısacası P2, masonların skandalı ört-bas edebilmek için söyledikleri gibi bir "istisna", bir "kaza" değildi. Aksine, masonluğun bir ülkedeki üst düzey kadroları içinde barındırabilmesi için P2 tarzı "gizli ve izole" locaları tercih ettiği anlaşılmaktadır. "İstisna" ya da "kaza" olan bir şey varsa, bu da P2'nin ortaya çıkmış olmasıdır.
Bu yargıyı güçlendiren bir başka ilginç haber de 1995 yılı başında İngiltere'den geldi. İngiliz siyasetindeki yolsuzlukları araştırmak için Lord Nolan başkanlığında kurulan ve "İngiliz Temiz Elleri" adı verilen komisyon, olayın içinde masonların büyük bir rolü olduğunu fark etmiş ve araştırmasını bu örgüt üzerinde yoğunlaştırmaya karar vermişti. 21 Ocak tarihli The Independent'ın manşetten verdiği habere göre, İngiltere tarihinde ilk kez masonlar hakkında böyle bir araştırma yapılıyordu. Haberde, 300 bin üyesi olan mason localarının; emniyet, hükümet, yargı, bankacılık, siyaset ve "sistemin diğer tüm alanlarında" üst düzey konumda oldukları belirtilmiş, masonların etkisinin Kraliyet ailesine, Lordlar Kamarası'na, Yüksek Mahkeme'ye (bizdeki Anayasa Mahkemesi) ve ülkenin en büyük şirketlerinin yönetim kurulu odalarına uzandığı vurgulanmıştı. Haberde ayrıca masonların örgütlenme şekliyle ilgili önemli bir bilgi daha verilmişti: İngiltere'de, aynı İtalya'daki P2 örneğinde olduğu gibi normal localardan daha kıdemli ve daha gizli "özel localar" vardı.
Örneğin bu özel localardan biri, üyelerini yalnızca Savunma Bakanlığı'ndan, üst düzey subaylardan ve silah şirketleri yöneticilerinden seçiyordu.
Masonik örgütlenme gücünü siyasi veya maddi çıkarlar peşinde koşan politikacılardan, işadamlarından alıyordu. Örgütün sağladığı menfaat ve yeraltında faaliyet göstermek toplumların üst düzey kadrolarını masonluğun için girmelerini sağlıyordu. Localarda kurulan komplolar ve tuzaklar masonluk karşıtlarını toplum karşında küçük düşürmek, hayali suçlamalarla hapse atmak ya da kimi zaman faali meçhul cinayetlerle ortadan kaldırmak için kullanılıyordu. Kısacası localar her nevi yasadışı ve ahlakdışı faaliyetin odaklandığı şer yuvaları haline gelmişti. (Harun Yahya, Yeni Masonik Düzen)




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.