OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Masonlukta Gelenekçilik


Dogmatizm, doğruluğuna dair herhangi bir kanıt bulunmayan bir görüşü, psikolojik nedenlerle ısrarla ve körü körüne savunmak anlamına gelir. Dogmatik bir insan, bir kanıt olmadan inandığı bu görüşü hiçbir şekilde sorgulamaz ve tartmaz. Kayıtsız şartsız kabullenir ve savunmaya devam eder.

Masonlar veya diğer din aleyhtarı gruplar, "dogmatizm" kavramını hep dindarları kastederek kullanagelmişlerdir. Örneğin evrim teorisiyle ilgili bir tartışmada, evrimci olan taraf bu teoriyi kabullenmeyenleri büyük ihtimalle "dogmatizm"le suçlayacak, bilimin dogmalarla ilgisi bulunmadığını anlatıp kendisini bilimsel ilan edecektir.
Oysa bu tablo çok sahtedir. Çünkü Allah'ın varlığına ve mevcut varlıkların O'nun yaratmasıyla var olduğuna inanmak, kanıtlara dayalı bir inançtır: Doğada büyük bir denge, düzen ve tasarım vardır ve bunun bir amaca göre bilinçli bir şekilde kurulmuş olduğu açıktır.
Asıl dogmatizm ise bu gerçekleri göz ardı ederek Allah'ı inkar eden, evrenin ve canlıların rastlantılarla oluştuğunu savunmaya devam eden inkarcılara aittir. Masonlar tam bu tavrı göstermektedirler. Allah'ın varlığının delillerini görmelerine rağmen, hümanist ve materyalist felsefe uğruna bunları reddetmekte, görmezden gelmektedirler.

Masonluk ve Gelenekçilik



Gelenekçilik, masonluğu çok iyi tanımlayan bir kelimedir; çünkü masonluk, kökenleri binlerce yıl öncesindeki Pagan toplumlara uzanan bir "gelenekler örgütü"nden başka bir şey değildir. Eski Mısır'ın, Firavunların, Firavun'un büyücülerinin, Eski Yunan'ın materyalist düşünürlerinin, Hermetikler'in, Kabalacılar'ın, Tapınakçılar'ın, Gül-Haçlar'ın ve kendilerinden önceki masonların geleneklerini körü körüne izlemektedirler.
Masonların bu gelenekçiliğini iyi teşhis etmek gerekir. Günümüzün mason localarında, hala binlerce yıl öncesinin efsaneleri, sembolleri, sözcükleri kullanılmaktadır. Masonlar, hemen hepsi yüksek eğitim görmüş, toplumun üst kesimlerinden gelen kimseler olmalarına rağmen, ellerine yaldızlı kılıçlar, kuru kafalar alıp, Eski Mısır dilinde sözcükler mırıldanarak, Eski Mısır tapınaklarının sütunları önünde, simli önlükler, beyaz eldivenler ve kimi zaman daha da garip kostümler içinde, ciddi ciddi yeminler etmekte, merasimler düzenlemektedirler. Masonluğun ne olduğunu hiç bilmeyen bir insan locaya sokulsa, muhtemelen traji-komik bir filmin setinde olduğunu düşünecek, tekris töreni sırasında gözleri bağlanan, boyunlarına ip geçirilen, bir ayağı çıplak halde yürüyen bir masonu gördüğünde ise belki gülmeden edemeyecektir. Ama masonlar bu garip gelenekleri çok normal karşılamakta, locaların mistik atmosferi içinde psikolojik bir tatmin bulmakta, sonra da oturup birbirlerine "atomların ruhu var, ondan biraraya gelip canlıları oluşturdular", "magmanın görünmez zekası sayesinde dünya denge buldu", "Doğa Ana bizleri ne güzel yarattı" gibi hurafeler anlatmakta ve bunlara inanmaktadırlar. Sırf gelenekleri korumak adına sergilenen tüm bu komedi, açıkçası, o kadar akıl dışıdır ki, böyle bir fikir sisteminin yaşanılıyor ve savunuluyor olması hayret vericidir.

Körü Körüne Bağlılık



Masonların geleneklerine olan körü körüne bağlılıkları, büyük önem verdikleri "landmark" kavramında açıkça ortaya çıkar. İngilizce bir kelime olan "landmark", tarihsel bir önem veya anlam taşıyan bir kavramı sembolize eden yapıt anlamına gelir. Mason dilinde ise "landmark"lar, örgütün kurulduğu dönemden beri değişmeden gelen kurallardır. Peki neden bunlar hiç değişmemektedir? Masonların bu konudaki cevapları ilginçtir. Mimar Sinan dergisinde 1992 yılında yayınlanan bir makalede şunlar yazılıdır:
"Masonluğun landmarkları çok eskilerden gelen yasalardır; bunlar çağdan çağa, nesilden nesile geçmiştir; hiç kimse bunların ne zaman ortaya çıktıklarını bilmez, kimsenin bunları değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya hakkı yoktur. Bunlar cemiyetin yazılı ya da yazılı olmayan yasalarıdır. Yazılı olmayan landmarklar, başka hiçbir yerde öğrenilemeyecek loca ritüelleri ve öğretileridir." (Tanju Koray, Mimar Sinan, 1992, No: 85, s. 46)
Üstteki sözleri akıl süzgecinden geçirerek bir düşünelim: Ortada masonluk adlı bir örgüt vardır. Bu örgütün üyeleri, kimin koyduğu belli olmayan birtakım kurallara asırlardır uymaktadırlar. Dahası, bu kuralları kimsenin değiştiremeyeceği konusunda da çok kararlıdırlar. İçlerinden bir tanesi de çıkıp "neden bunlara uyuyoruz" diye sormamaktadır!.. Üstelik bu kurallara uymak uğruna bilimin bulgularını da kolayca göz ardı edebilmektedirler. Böyle bir topluluğun "akıl ve bilim" yolunda olduğuna inanabilir misiniz?
Yine "sorgulamadan itaat etme" kendi sözleriyle şöyle aktarılıyor:
"Bana göre landmark Masonluğun o kadar eskiden beri mevcut bir parçası gibidir ki, ne locadaki ne de Hürmason olarak davranışımla ilgili olarak onun nereden geldiğini hiç merak etmedim; neden böyle hissetmem gerektiğini tahlil etmeden duramıyorum, ama Hürmasonluğun yapısını, bana göre, değiştirmeden ortadan kaldırılamayacağını da hissediyorum… Herhangi bir özel çaba göstermeden onunla yaşıyorum."

Masonluğun Akılcılık (!) İddiası



Nereden geldiğini merak bile etmedikleri kurallara inanan ve bunlarla "birlikte yaşayan" insanlarla dolu bir derneği, "akılcı" sayabilir misiniz?...
Kuşkusuz masonluğun "akılcılık ve bilimsellik" iddiası tamamen boştur. Diğer materyalistler gibi onlar da bilim ve akıl kavramlarını sürekli kullanmalarına rağmen, gerçekte hiçbir akılcı ve bilimsel dayanağı bulunmayan bir felsefeyi ısrarla savunmaktadırlar. Bu durum masonluğun, insanları Allah'a iman etmekten uzaklaştıran, onları boş kurallar, hurafeler, efsaneler ile oyalayıp, batıl inanışların peşine düşüren bir aldanış öğretisi olduğunu göstermektedir. Kuran'da, Allah'ı bırakıp da Güneş'e secde eden Pagan Sebe kavmi ile ilgili olan "... şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar," (Neml Suresi, 24) ayeti masonluk için de geçerlidir. Masonlar, yaldızlı sembollerle, mistik öğelerle süslenen köhne bir öğreti uğruna, Allah'ın dinini terk etmektedirler.




0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.