OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Teknolojinin ulaşamadığı tasarım: İnsan Yürüyüşü


İnsan hareketlerinin taklit edilmesiyle yapılan robotlarda, yürümenin ne kadar hesap ve bilgi gerektirdiği ortaya çıkmıştır. Hiçbir teknolojik robot, insan yürüyüşündeki mükemmelliğe ulaşamamaktadır. Bunun tek açıklaması vardır: Allah'ın kusursuz yaratma sanatı.
Teknoloji ile beraber gelişen bilimler, her geçen gün insanları hayrete düşüren gelişmeler kaydediyor. Bu hayret verici olayların bir kısmı da insan vücudunun sırlarının anlaşılmasıyla ortaya çıkmakta.

Sahip olduğu olağanüstü sistemlerle başlı başına bir mucize olan insan vücudu, biz farkında bile değilken, yaşamamız için gerekli olan her ayrıntıyı tespit edip uygulamaya geçirir. Tabii ki bunların hiçbirini aklı ve şuuru olmayan hücreler kendi kendilerine yapmazlar. Yaratılan her canlı gibi hücrelerimiz de kendilerine ilham edilen görevleri eksiksiz olarak yerine getirirler. Hepsi Allah'ın üstün yaratmasıyla, kusursuz tasarımıyla gerçekleşir.

Allah'ın kusursuz yaratma sanatının bir örneği de, daha çok küçük yaşlardan itibaren, hepimizin hiç zorlanmadan yaptığı bir eylemde karşımıza çıkar: Yürümek. Bir fiziksel rahatsızlığı olmayan herkes henüz 2-3 yaşlarında iken yürümeye başlar. İnsanın hayatta ilk öğrendiği şeylerden biri yürümektir.

Yürümeye başlamadan önce hiçbir zaman kendimize "acaba adımımı hangi açıyla atmalıyım", "şöyle basarsam dengemi kaybeder miyim", "şu engeli aşmak için ayağımı ne kadar yukarı kaldırmalıyım", "çok kaldırırsam düşer miyim" gibi sorular sormamışızdır. Yürümek bizim için her zaman çok basit bir işlem olmuştur.

Fakat 21. yüzyıla girdiğimiz şu dönemlerde, insanın hareketlerinin taklit edilmesiyle yapılan robotlarda, yürümenin ne kadar hesap ve bilgi gerektirdiği ortaya çıkmıştır. Robotlarla yapılan deneylerde üç veya daha fazla ayakla yürüme işlemini sağlamanın kolay fakat iki ayak üzerine bunu yapmanın çok hassas ve detaylı bir çalışmayı gerektirdiği görülmüştür.

New Scientist dergisinde yayınlanan bir yazıda, Amerika'nın Massachusetts eyaletindeki Cambridge Üniversitesi'nin bir bölümü olan MIT'de görevli robot bilimci Rodney Brooks, yaptıkları araştırmalarda sonuçlarını şöyle açıklamıştır:

"İki ayaklılar gerçekten çok basit ve kararsız olarak sürekli enerji harcayarak dik durabilmektedirler. Makinalarda ise bu çok istenen bir özelliktir. Yakın bir zamana kadar bu olay birçok bilgisayarın kapasitesinin çok ötesinde birşeydi. Daha kötüsü ise robotlarda kullanılan katı bağlantı yerleri, insanlardaki dış etkileri emebilecek kas sistemleri ve esnek yapılarla kıyaslanamayacak kadar ilkel olduğundan, robotlar için iki ayak üzerinde yürümek çok zor bir işlem olmaktadır."

Aynı dergide, başka bir robot bilimci olan Gill Pratt tarafından söylenen ve MIT laboratuvarlarında yapılan deneylerde geliştirilen, son teknoloji ürünü VMC sistemli (Sanal Kontrollü Model) robotlarla ilgili şu bilgilere de yer verilmiştir:


"Çok kompleks programlamalarla geliştirilen VMC sürümlü robotlar, çoğu zaman ileriye doğru hareket ederken, topukları yere değene kadar kendisini dengelemektedir. Ayaklarının atacağı adımı ayarlayan algılayıcıların kullanılması, robotların bulundukları ortama anında uyum sağlamalarına izin verir. Bu robotlar beklenmeyen engelleri, eğimli yüzeyleri, hatta basamakları algılar ve yürüyüşünü buna göre ayarlar, bu ise gözü kapalı olan bir insanın daha önce hiç alışık olmadığı bir binada dolaşmasına benzer."

İnsanın hiçbir eğitim almadan, hiçbir hesaplama yapmadan, hatta gözü kapalı bile yapabildiği yürüme işlemini, bir robotta gerçekleştirebilmek için uzun yıllar araştırma yapmak, çok karmaşık programlar kullanmak gerekmektedir. Ayrıca Pratt, robotlarda kullanılan parçaların hiçbir zaman bir kas kadar hafif ve güçlü olmadığını da belirtmiştir. (Harun Yahya, İnsan Mucizesi)

Yapılan araştırmalarla ortaya çıkan bu gerçek, insanların hiç dikkate almadan yaptıkları çok basit bir yürüme işleminin bile aslında ne kadar zor ve ince ayar gerektiren bir şey olduğunu ispatlamaktadır. İnsanın yaratılışındaki mucizeler bu ve benzeri bilimsel araştırmalar sayesinde karşımıza çıkmaktadır. Yürüme yeteneğinde olduğu gibi, Allah'ın yaratması hiçbir şekilde insan yapımıyla kıyaslanamaz. Allah herşeyi örnek edinmeksizin yaratırken, yarattıkları da teknolojide tasarımcılara örnek olmaktadır.











0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.