OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Batılı Siyaset Otoritelerin Ortak Görüşü: Türkiye Lider Ülke




Son birkaç ay içerisinde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, pek çok siyaset bilimci, stratejist ve politikacı, Türkiye'nin kritik bir dönemeçte olduğuna dikkat çekiyor.


2-ZAMAN, 30 EKİM 2001 Colin Powell (ABD Dışişleri Bakanı)




Sağdaki resimde : Colin Powell ve Gary Kasparov'u görmektesiniz.


"Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile çok iyi, düzenli ilişkilerimiz var. Ziyaretimde bütün konular ve tabii ki Irak da ele alınacak. Son 10 yılda, Saddam'ı kutuda tutma çabalarımızda ve terör karşıtı koalisyonda Türkiye çok yardımcı oldu. Ben de Türkiye'nin verdiği bu desteğe ABD'nin minnettarlığını göstereceğim. Türkiye sadece Müslüman ülkelere değil, bütün dünyaya örnek oldu."

3-HÜRRİYET, 22 OCAK 2002Gary Kasparov (The Wall Street Journal)

"İslam ile liberal demokrasinin barış ve işbirliği içinde başarılı bir şekilde varolabileceğini gösteren Türkiye, uzun zamandır sadık bir NATO üyesi. Demokrasinin kabul gördüğü, şeriatın devlet işlerine müdahale etmediği ve antisemitizmin yönetenlerin maşası olmadığı dünyanın tek ülkesi."



4-AKŞAM 25 EKİM 2001 Mark Parris (ABD Ankara eski Büyükelçisi)


Soldaki resimde : Mark Parris ve Dick Cheney'i görmektesiniz.

"11 Eylüldeki saldırılar, Türkiye ile ABD' nin stratejik ortaklığının gerçek anlamını ortaya çıkardı. Terörizmle savaşa destek Türkiye'nin yıldızını parlattı. Ankara'ya bölgede lider rolü biçildi."

5-HÜRRİYET 20 OCAK 2002 Dick Cheney (ABD Başkan Yardımcısı)

"Türkiye, sağlam Müslüman gelenekleri olan, demokratik ve laik bir ülke olarak yalnızca Afganistan değil, bütün İslam dünyası için de bir model oluşturuyor. Çok zor bir coğrafyada, çok zor görevler üstlenerek istikrarı sağlıyorsunuz."

6-ZAMAN, 22 EKİM 2001 Stephen Kinzer (New York Times İstanbul eski büro şefi)




Sağdaki resimde : Stephen Kinzer ve Condeleezza Rice'yi görmektesiniz.


"Dünyanın Türkiye'ye ihtiyacı var. Taliban'a ve Ladin'e mesaj verebilecek ülke Türkiye'dir. Türkiye önümüzdeki aylarda mühim bir rol oynayacak. Eğer dünyada İslam ile demokrasinin bir arada yaşayabileceğini gösterecek tek bir ülke varsa o da Türkiye'dir. Türkiye diğer ülkeler için mıknatıs rolü oynayabilir ve dünyanın gidişatını değiştirebilir."

7-SABAH, 16 OCAK 2002 Condoleezza Rice (ABD Bşk. George W. Bush'un Ulusal Güvenlik Danışmanı)

"Türkiye, Müslüman nüfusu ve laik prensipleriyle sadece İslam dünyasına değil, bütün Müslümanlara örnek olabilir. Türkiye modeli radikal İslam'a karşı bir alternatif olarak çok büyük bir önem taşıyor. Pakistan Devlet Başkanı Müşerref de İslam ülkelerinin model arayışı içinde olduğunu söylemişti. ABD, Türkiye'nin çok iyi bir model olduğunu düşünüyor."

Osmanlı hükümdarlığında yaşamış toplumların çoğu, şu anda Osmanlı döneminde gördükleri huzur ve güveni yeniden yaşayacakları düzenin sağlanmasını hedeflemektedirler ve bunun için de Türkiye'ye umutla bakmaktadırlar.

Son birkaç ay içerisinde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, pek çok siyaset bilimci, stratejist ve politikacı, Türkiye'nin kritik bir dönemeçte olduğuna dikkat çekiyor. Ortadoğu, Orta Asya ve Balkanlar'daki çatışma bölgelerinde çözüm arayan Batı, Türkiye'nin bu konuda kilit öneme sahip bir lider ülke olduğu görüşünü savunuyor.

Batılı siyaset uzmanları "11 Eylül’ün dünya siyasi dengelerine verdiği yeni ivmeyle, bir kez daha yeni bir dünya kuruluyor ve Türkiye'nin bu dünyada alacağı yer, kimliği, kültürü, tarihi ve bunlara bağlı olarak geliştireceği stratejilerle belirlenecek." ifadeleriyle görüşlerini dile getiriyorlar. Başta Balkanlar olmak üzere, Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya Türkiye’den çok şeyler bekliyor.

Türkiye'nin 21. yüzyılda çok önemli bir bölgesel gücü temsil ettiğine dikkat çeken Batılı siyasetçiler, "bu sebeple Türkiye'nin Avrupa ve ABD nezdindeki güç ve prestiji tahmin edilemeyecek derecede artacak" şeklinde yorumda bulunuyorlar.

Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya/Orta Aysa gibi dünyanın sıcak bölgelerinde söz sahibi olan Türkiye'nin gücü ve dünya siyasetindeki yeri hakkında, birçok Amerikalı ve Avrupalı stratejist Türkiye'nin lider ve yol gösterici konuma sahip olacağını öngörmektedirler. (Harun Yahya, Türk'ün Yüksek Seciyesi)

Gerçekten de tarih boyunca Türkler her zaman medeniyetler kuran, çok geniş topluluklara liderlik yapan bir millet olmuşlardır. Türk Milleti'nin bu lider karakteri, onun dünya liderliğini de başarabileceğini göstermektedir. Türk'ün tarihi bunun örnekleriyle doludur. Böyle bir liderlik sadece Türkiye sınırlarına değil, Osmanlı Devleti'nin ardından huzur ve istikrar bulmayan çok geniş topraklara da barış ve refah getirecektir. Avrasya'nın birçok bölgesinde dinmek bilmeyen kaosun çözümü de işte bu büyük ülkünün gerçekleşmesiyle çözüme kavuşacaktır. Dünyanın hem jeo-stratejik, hem de jeo-ekonomik açıdan en önemli bölgesi olan ve çok zengin doğal kaynaklara sahip olan bu topraklarda oluşturulacak bir Türk-İslam birliği dünya siyasetinde hak ettiği yere kavuşacaktır.

İşte Müslüman Türk Devleti tarih boyunca sahip olduğu bu liderlik görevine bugün de taliptir. Geçmişte olduğu gibi bugün de Arnavutları, Boşnakları, Pomakları, Çeçenleri, Çerkezleri, Azerileri, Gürcüleri ve hatta Hırvatları, Sırpları, Romenleri, Yahudileri ve Bulgarları bile yeni bir "Türk-İslam Milletler Topluluğu" altında toplamayı hedeflemektedir. Nitekim bu toplumların çoğu, şu anda Osmanlı döneminde gördükleri huzur ve güveni yeniden yaşayacakları düzenin sağlanmasını hedeflemekte ve bunun için de Türkiye'ye umutla bakmaktadırlar.





0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.