OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Anarşizmin Çözümü İslam Ahlakıdır




Tüm insanlık, dünya üzerinde yaşanan anarşizmden, şiddeti gün geçtikçe artan kanlı terör eylemlerinden kurtulmanın özlemi içerisindedir. Bugün dünyanın her yerinde vicdan sahibi insanların lanetlediği bu bela, Allah'ın izniyle İslam Dininin getirdiği güzel ahlakın, barışın, uzlaşmanın, sevgi ve şefkatin yerleşmesiyle tarihin derinliklerine gömülecektir.

Dünyanın pek çok yerinde, anarşik terör eylemlerine karşı alınan adli tedbirler etkili olmamakta, güçlü devletler dahi bu belayı etkisiz hale getirememektedirler.

Din ahlakından tamamen uzak yetiştirilmiş, kendisini ve diğer insanları biraz gelişmiş hayvan türleri gibi gören, aşırı sorumsuz, başıboş ve saldırgan insanları dizginlemek, onlara hakim olmak, onları zaptetmek imkansızdır. Bugün birçok ülkede hala devam eden bu saldırganlığı ve zulmü engellemenin tek yolu insanlara İslam Dininin getirdiği güzel ahlakın aşılanmasıdır.

Terör destekli anarşizm



Anarşizm, terörizmle desteklendiği zaman, barışın, dostluğun, kardeşliğin, uzlaşmanın ve hoşgörünün karşısında olan karanlık fikir ve ideolojilerin bir uygulaması olarak karşımıza çıkmaktadır. İslam Dininin özünü ise bu gibi güzel ahlak özellikleri oluşturur. Dolayısıyla anarşizm, tıpkı terör gibi İslam diniyle tam anlamıyla çelişir.

1) Anarşizm, tıpkı komünizm, faşizm, ırkçılık gibi bozgunculuğu öngörür ve şiddet yolu ile mevcut düzeni yıkarak, yerine kendi ideolojisi doğrultusunda yeni bir yönetim tesis etmeyi amaçlar. Anarşist militanlar şiddeti, kaba kuvveti, savaş ve çatışmayı adeta kutsal kavramlar gibi görürler. (Harun Yahya, İslam Terörü Lanetler)

Kuran ahlakında ise Müslüman kendisine kötülük yapıldığında dahi iyilikle karşılık vermekle yükümlüdür. Bu konudaki ayetlerden birinde Allah şöyle buyurur: "İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir." (Fussilet Suresi, 34)

Ayetteki gibi hareket eden bir insanın anarşizmin mantık ve yöntemlerine sempati duyması, bu kanlı ideolojiye en ufak bir eğilim göstermesi elbette ki söz konusu olamaz.

2) Anarşizmin bir diğer özelliği, kendisine belirlediği sözde "kutsal" hedef uğruna binlerce masum insanı göz kırpmadan feda edebilmesi ve bunu bir erdem gibi görmesidir. "Hedefler araçları meşrulaştırır" mantığıyla düşünen anarşistler her türlü terör eylemini rahatlıkla gerçekleştirebilirler.

Oysa Allah Kuran'da insanlara haksız yere saldırmanın, masum insanları öldürmenin çok büyük bir suç olduğunu bildirmektedir. Allah bir ayetinde şöyle buyurur: “... Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur...” (Maide Suresi, 32)

Tek bir insanın dahi suçsuz yere öldürülmesi tüm insanların öldürülmesi gibiyken, işlenen cinayetlerin, yapılan katliamların ve gündemdeki tabiriyle “intihar saldırıları”nın ne kadar büyük bir suç olduğu açıktır.


3) Anarşizm, ahlaki veya insani değerlerini kaybetmiş, zalim ve acımasız bir toplum öngörür. Anarşizmin baskı unsuru olarak kullandığı gruplar en basit bir olayda dahi gözü dönmüş bir öfkeye kapılır ve bunun ardından hemen kavga ve çatışma başlatırlar.

Elbette bu duygusal şiddet, Kuran'ın emirlerine tamamen aykırıdır. Allah Kuran'da Müslümanları öfkelendikleri zaman bunu yenen, akılcı, itidalli ve ılımlı insanlar olarak tarif etmektedir. Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır: “Onlar, ...öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever.” (Al-i İmran Suresi, 134)

4) Anarşizmi yönlendiren bir diğer özellik de kitle ruhu, yani bozguncu taraftarların giderek çoğalmasıdır. Bir yabancıya sebepsiz yere saldırabilir, bir iş yerini yağmalayabilir, topluca insanları katledebilir, hatta kendisini bile ölüme atmaktan çekinmeyebilir... Terör eylemlerine katılanların çoğu, irade ve vicdanları zayıf olduğu için, kitle psikolojisi içinde çözülmüş, "sürü" haline gelmişlerdir.

Müminler ise çoğunluğa uymak yerine, daima akıl ve vicdanları ile hareket ederler. Bu da Kuran ahlakına uymakla mümkün olur.

5) Allah Kuran’da barışı ve uzlaşmayı tavsiye eder. Dikkat edilirse bu özellikler anarşizmin ana vasfı olan bozguncu karakterle taban tabana zıttır. Allah iyilikte bulunmayı ve insanların arasını düzeltmeyi emreder. Anarşi, terör, şiddet anlamlarını da kapsayan her türlü bozgunculuk hareketini yasaklar ve bu tür bir eylem içinde olanları lanetlediğini bildirir. (Rad Suresi,25)

Sonuç


Anarşi ve terör, tabiatı itibarıyla, din ahlakının getirdiği sevgi, şefkat, merhamet, tevazu, yardımlaşma, kanaatkarlık gibi ahlaki erdemlere tamamen zıt bir yapı meydana getirmektedir. İlahi dinler tarafından lanetlenmiş olan "zalimlik" kavramı, anarşizmin mayasında vardır ve bu zalimlik terör grupları tarafından sistemli olarak övülmekte, meşru gösterilmekte ve özendirilmektedir.

Bugün dünyanın her yerinde vicdan sahibi insanların lanetlediği bu anarşizm belası, Allah'ın izniyle İslam Dininin getirdiği güzel ahlakın, barışın, uzlaşmanın, sevgi ve şefkatin yerleşmesiyle tarihin derinliklerine gömülecektir.





0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.