OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan



0

Sayı 19 (Mayıs 2003)

Kök Sayı 19 (Mayıs 2003)
( 12.05.2003 16:15 )
1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı, Osmanlı'nın son dönemine damga vuran en önemli olaylardan biridir. Ferman, Batı karşısında gerilemiş olan İmparatorluğu kalkındırmak ve modernleştirmek gibi doğru bir amaca yöneliktir. Ancak bu fermanı hazırlayan ve sonra da İmparatorluğun yönetimine egemen olan kadroların bir kısmı, bu modernleşmeyi dinden uzaklaşma gibi anlamışlar ve böylece farkında olmadan İmparatorluğun sonunu hazırlamışlardır.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 03.05.2003 15:56 )
Allah'tan korkan, daima Allah'ın rızasını gözeten bu tertemiz insan, hırsızlık ve zina gibi her toplumda ayıplanarak kınanan suçlarla itham edilmiş, suçsuzluğu açıkça ortada olmasına rağmen kendisine atılan iftira nedeniyle yıllarca hapiste tutulmuştur. İlerleyen satırlarda, inkarcıların Hz. Yusuf’a attıkları iftiraların asılsızlığının nasıl ortaya çıktığı, Kuran'da bildirilen ayetler doğrultusunda anlatılmaktadır.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 22.04.2003 19:37 )
Dış politika, tarih ve siyaset alanlarında, olayların perde arkasındaki gerçeklere dikkat çekmeye yönelik yepyeni bir bakış açısıyla hazırladığımız Araştırma dergisinin bir sayısıyla daha karşınızdayız. Gösterdiğiniz yoğun ilgi sayesinde, görülmeyenlerin görülmesine yardımcı olma şevkimiz ve çabamız katlanarak artıyor ve sizin için birbirinden önemli ve ilgi uyandırıcı yeni araştırma konularını hazırlıyoruz.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 22.04.2003 18:35 )
İsrail'in var olup olmama korkusu, onu tüm Ortadoğu'yu etkileyecek bir strateji uygulamaya yöneltmektedir. Ortadoğu'ya egemen olmak, bu hayati coğrafyaya şekil verebilmek içinse, bir "dünya egemenliği", yani dünyaya yön veren karar mekanizmalarına hakimiyet gerekmektedir.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 22.04.2003 18:10 )
Yaşanmakta olan gelişmeler, 19. yüzyılda yaygınlaşan materyalist felsefenin, 21. yüzyılda tamamen terk edilmeye başlandığını ve yerini, Allah inancına ve Kuran ahlakına bıraktığını gösteriyor. New York Times'ın 22 Ekim 2001 tarihli sayısında yayınlanan bir haber, ABD'de 11 Eylül'de gerçekleşen terörist saldırıların ardından, İslam dinine büyük bir yöneliş olduğunu ortaya koymuştur.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 22.04.2003 16:28 )
Günümüzde birçok insan farkında olmadan bir büyünün etkisinde yaşamaktadır. İnsan zihnine nüfuz edip düşünme yeteneğini körelten bu büyünün tek çaresi vardır: DÜŞÜNMEK
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 22.04.2003 15:15 )
1888 yılında Silistire'de dünyaya gelen Süleyman Efendi, önce kendi yöresinde, daha sonra İstanbul'da dönemin ünlü medreselerinde eğitim alarak "dersiam" olmuş ve bu sıfatla devlet bünyesinde hizmet vermeye başlamıştır. 1924 yılında medreselerin kapatılmasından 6 yıl sonra, 1930’da Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosundan İstanbul Şehzadebaşı'nda vaizlik görevine getirilmiştir.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 22.04.2003 14:36 )
Önceki iki sayımızda ahir zaman konusunu Kuran ayetlerinin işaretleri ve Peygamber Efendimizin (s.a.v) hadislerinin ışığında incelemiştik. Ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışından ve Kuran ahlakının dünyaya hakim olacağından bahsetmiş, bu konu hakkında şimdiye kadar çıkan bazı alametlere değinmiştik. Bu sayımızda ise Türk Milleti'nin şahsi manevisinde tecelli edeceğine inandığımız Mehdilik makamı hakkında geçmişten günümüze bazı islam alimlerinin ve yazarlarının görüşlerine yer vereceğiz.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 21.04.2003 22:39 )
Günlük hayatımızdaki konuşmalarımızın çoğunluğu kapalı ortamlarda gerçekleşir. Evde, iş yerinde, taşıtlarda konuşuruz, sohbet ederiz. Bu alanların çevresi kapalı olduğu için insan sesleri, bu ortamlardaki radyo, televizyon gibi cihazlardan çıkan her türlü ses çevredeki cisimlere çarpar ve yankılanır. Dolayısıyla orijinal sesten hemen sonra oluşan bu sesin de duvar, tavan, taşıt kapısı gibi nesnelere çarparak geri dönmesi yani yankısının da duyulması gerekir.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 21.04.2003 22:06 )
Şiddetli yağmurlar, yuvalarını yerde kuran karınca türleri için önemli tehlikeler ortaya çıkarabilir. Aniden bastıran yağmur, çok kısa bir süre içinde bir karınca kolonisinin bulunduğu bölgenin sellerle kaplanmasına neden olabilir. Yer altındaki oda ve kanallar kısa süre içinde suyla dolabilir ve buradaki milyonlarca karınca için ani ve toplu bir ölüm söz konusu olabilir. Karıncalarda bu tehlikeli durumu gideren akılcı davranışlar görülür.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 21.04.2003 21:57 )
Yahudilik İlahi bir dindir. Allah'ın insanlara yol gösterici olarak indirdiği ancak sonradan tahrif edilmiş olan Tevrat'a dayanır. Ancak Yahudi tarihi içinde sık sık bu İlahi temelden sapmalar olmuştur. Bu sapmalar doğrudan dinden uzaklaşma şeklinde olduğu gibi, dini dejenere etme şeklinde de yaşanmıştır.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)

( 21.04.2003 21:07 )
www.harunyahya.org sitesi,Harun Yahya'nın tüm eserlerine kolayca ulaşmanızı sağlayan eşsiz bir kaynak.
Devamı | Sayı 19 (Mayıs 2003)


0






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.



Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.