OSMANLI YAHUDİLERİ
Cahiliye Toplumunda YÖNETİCİ KARAKTERİ
Süper Güçlü Malzeme Elde Etme Yolunda Yeni Arayışlar: Örümcek Ipeği Üreten Keçiler

Etrafınızdaki Herşey Gibi Aslında Siz de Moleküllerden Oluşuyorsunuz!
Dünyayı Kana Bulayan iki Siyasi Gücün Benzerlikleri SİYONİZM ve HAÇLILAR
Bilimin Rotasi Doğru Çizilmelidir
DOĞA ve TEKNOLOJİ

Kuran'da Kadina Verilen Önem
Kibris'ta Dönüm Noktasi
Atomdaki Tasarımın Açtığı Yeni Ufuk: İletken Plastikler
Kaçınılmaz Gerçekler Yaşlılık ve Ölüm

www.harunyahya.org

Araştırma'dan

Yahudiler huzur ve güven buldukları Osmanlı devleti içinde, kendi inançlarına uygun olarak onurlu bir yaşam sürmüşlerdir.

Osmanlı İmparatorluğu Yahudiler için her zaman, güvenle sığınabilecekleri bir ülke olmuştur. Osmanlı idarecilerinin İslam ahlakı ile hareket ediyor olmaları, onların farklı millet ve dinlerden insanlara karşı hep hoşgörü ve anlayış ile yaklaşmalarını sağlamış, bu anlayıştan en çok fayda gören toplumlardan biri ise, dönemin Avrupası'nda büyük sıkıntı ve zulümlerle karşılaşan Yahudiler olmuştur. Müslüman Osmanlı halkı ve Yahudiler hep barış içinde yaşamışlardır.
19. yüzyılda tüm Batı dünyasını etkileyen ideoloji ve eğilimler, Osmanlı toplumu içindeki bazı Yahudileri de etkilemiştir. Bu akım ve ideolojilerin biri Siyonizm'dir. Ne var ki, Yahudi toplumu içindeki bazı kişiler, Osmanlı'nın anlayışını ve hoşgörüsünü suistimal edebilecek tavırlarda bulunmuşlardır. Ancak bu durum, Yahudi toplumunun içindeki küçük bir azınlık için söz konusudur. Osmanlı'daki Yahudilerin büyük bölümü ise, devlet otoritesine saygıyla ve kendilerine gösterilen anlayışın bilinciyle faaliyet göstermişlerdir.
Dolayısıyla bu yazımızda ele aldığımız bilgilerin amacı, Musevi yurttaşlarımızı incitmek veya eleştirmek değil, birtakım tarihi gerçekleri tarafsızca inceleyebilmektir.


Din ahlakının gerektirdiği güzel ahlakı yaşamayan, bu konuda cehalet içinde olan insanların oluşturduğu toplumlardaki bazı kişiler birbiriyle çelişkili birçok farklı karaktere bürünebilirler. Bu durumun en belirgin olarak görüldüğü yer ise iş ortamlarıdır. Buralarda yapılan işe göre geliştirilmiş birbirinden farklı pek çok karakter sergilenebilir.Yerine getirilen sorumluluklar, alınan maaş ve diğer çalışanlara göre bulunulan konum bu karakterlerin şekillenmesinde etkili olur. Bu karakterlerden biri de "yönetici karakteri"dir. Bu karakteri sergileyen kişilerin, normal karşılanan ama gerçekte son derece çarpık bir zihniyetin ürünü olan bir özellikleri vardır; duruma göre değişebilen iki karakteri aynı anda yaşamak. Bu karakterlerden biri işyerinde genellikle kendilerinden makam ve mevki olarak üstte olan kişilere gösterilir. Diğeri ise alt kadrolarında çalışan kimselere gösterilen karakterdir. (Harun Yahya, Adamlık Dini)

Bilim adamlarının süper güçlü malzemeler üretme yolundaki arayışları devam ediyor. Daha önce bu konuda yapılan araştırmalarda kısmi başarılar sağlanmış ve elde edilen malzemeler birçok yerde kullanım imkanına kavuşmuştu. Örneğin örümceğin ipeğinin kimyasal yapısından ilham alınarak üretilen "Kevlar" ilk olarak otomobil lastiklerindeki çeliğin yerini alması için tasarlanmıştı.
Günümüzde ise Kevlar kendine sınırsız kullanım alanı bulmuş durumda: Mars’a yolculuk için tasarlanan Pathfinder'daki hava yastığı kirişlerinde, jet uçaklarında bulunan yolcuları koruyucu kalkanlarda, büyük gemiler ve süper tankerleri bağlamak için kullanılan küçük çaplı hafif iplerin yapımında, daha hafif ve daha güçlü tenis raketlerinin yapımında. Kevlar her ne kadar güçlü ve hafif olsa da bazı dezavantajlara da sahip. Örneğin kurşun geçirmez yelek yapımında kullanılan Kevlar, çok sert olduğu için giyen kişinin hareket kabiliyetini kısıtlıyor. Bu nedenle çeviklik ve hız gerektiren işlerde kullanım açısından çok da uygun değil. Aynı zamanda Kevlar suyu emebiliyor ve doğal etkenlere karşı da diğer malzemeler kadar dayanıklı değil. Ayrıca yüksek çekme gücüne karşın Kevların sıkıştırılma gücü oldukça az. Dolayısıyla Kevlarda hala bazı düzeltmelerin yapılması gerekiyor. (Harun Yahya, Biomimetik)






Özgürlük, hemen hemen her toplum ve ideolojiden kişinin hemfikir olduğu ve savunduğu bir kavramdır. İnsanlık tarihindeki çatışmaların, savaşların çoğundaki amaç, özgürlüğü kazanmak olmuştur.
Batı düşüncesinin özgürlüğe verdiği anlamı şöyle özetleyebiliriz: Özgürlük, insana, diğer insanlar (toplum) ya da devlet -veya başka herhangi bir kurum- tarafından hiçbir kısıtlama ve baskı yapılmamasıdır.Bugün Batı toplumlarının içinde bulundukları toplumsal yapı, modern Batı felsefesi tarafından tarifi yapılan "özgürlük" kavramının, insanın kurtuluşunu sağlamadığını göstermektedir.


Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve bir kısım medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle evrimi hiç sorgulamadan kabul etmektedir. Oysa her geçen gün gelişen, paleoantropoloji, antropoloji ve mikrobiyoloji gibi bilim dalları, sözünü ettiğimiz yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrimi ispatlamak için 150 yıldır aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi çürütmekten başka bir sonuca varamamışlardır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür.